Haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi!

Haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi!

Haberler

SEÇKİN ŞENVARDAR / MİLLİYET
Fadik Sevin Atasoy, Kasım 2019’da Nişantaşı’nda görüntülenmiş, gazetecilerle ayaküstü sohbet etmişti. Oyuncu, “Aşk hayatınız nasıl gidiyor? Nikâh masasına oturmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Evlenmeyi ömür boyu düşünmüyorum. Sevgiye ve sadakate inanıyorum ama enstütülere inanmıyorum” yanıtını vermişti.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

PANİK YAPTI!

Önceki gün Nişantaşı’nda koluna girdiği sarışın arkadaşıyla sürekli İngilizce konuşup, bir şeyler anlatan Fadik Sevin Atasoy, görüntülendiklerini fark edince ne yapacağını şaşırıp, panikledi. Ünlü oyuncu, basın mensuplarının hakkında bilgi almak istediği yabancı arkadaşıyla yakınlardaki bir büfeye girdi.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

Büfede bir müddet kaldıktan sonra dışarıya çıkan Atasoy’un, bu sırada hem arkadaşına hem de basın mensuplarına dönerek, mimik ve el kol hareketleriyle bir şeyleri açıklamak istemesi dikkat çekti.

ELİYLE AĞZINA FERMUAR İŞARETİ YAPTI

Erkek arkadaşının kim olduğunu ve ilişki durumları hakkında bilgi vermek istemeyen 46 yaşındaki oyuncu, muhabirlerin ısrarlı sorularını, eliyle ağzına fermuar işareti yaparak yanıtsız bıraktı.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

“ALERJİLERİME KADAR HER ŞEY SORULUYOR”

Rol aldığı ‘Kardeşlerim’ dizisinin sezon finaline girmesiyle Broadway’da oynayacağı tek kişilik oyunun provaları için Amerika’ya giden oyuncu, samimi açıklamalarda bulunmuştu. Amerika ile Türkiye’deki oyunculuk sektörü hakkında konuşan Atasoy, şunları söylemişti:

Orada bir endüstri ve oturmuş belli kurallar var. Oyunculuk her yerde aynı ve zor. Orada bir filme başlayacağım zaman varolan alerjilerime kadar her şey soruluyor, doktor kontrolünden geçirilyorsun. Benim için oradaki oyunculuk süreci zor geçmedi, ha burada işini yapmışsın ha orada yapmışsın.

“OYUNCU DÜNYANIN HER YERİNDE EKMEĞİNİ KAZANIR”

“Yurt dışına gitmek isteyen oyunculara ne tavsiye etmek istersiniz?” sorusu üzerine Atasoy, “İşini iyi yaptığın sürece dünyanın her yerinde akçen var. Neye konsantre olduğuna bağlı, oyunculuk yapıyorsan dünyanın her yerinde ekmeğini kazanıyorsun” ifadelerini kullanmıştı.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

“GÜNAHIM DA SEVABIM DA BANA”

Atasoy, “Türkiye’deki ve Amerika’daki oyuncuları nasıl karşılaştırırsınız? Bizim oyuncular daha mı egolu?” sorusuna ise “Ben hiçbir sektörü birbiriyle kıyaslamıyorum. Kendi meslek grubumdaki hiçbir arkadaşım hakkında iyi ya da kötü bir şey söylemiyorum. Sadece kendi işime bakıyorum, kendi yoluma bakıyorum. Benim günahımdan da sevabımdan da ben sorumluyum. Beni ben ilgilendiriyor, herkes istediğini yapabilir” şeklinde konuştu.

Read More

Haberler İğneden korkan katil 23 yıldır bekliyor! ‘Son akşam yemeği’ni ikinci kez yiyecek

Haberler İğneden korkan katil 23 yıldır bekliyor! ‘Son akşam yemeği’ni ikinci kez yiyecek

Haberler

Derleyen: Can Şişman / Milliyet.com.tr – O gün izinli olmasına rağmen sabah erkenden kalktı, yüzünü yıkadı, şık kıyafetlerini giydi ve evden çıktı. Çalıştığı şirket evine yarım saat uzaklıktaydı. Yürümeyi tercih etti. Günlerdir bu anı bekliyordu. Aylardır ona psikolojik baskı kuran iş arkadaşlarını ziyaret etmeye gidiyordu. Fakat bu ziyaretin sonunda başına geleceklerin az çok farkındaydı. Ama o her şeyi göze almıştı. Alacağı canlara karşılık yaşadığı eyaletin yasaları da onu hayattan kopartacaktı. Bir aşamaya kadar her şey düşündüğü gibi ilerledi. Ancak ortada bir problem vardı. Üstelik bu öyle bir sorundu ki aradan geçen 23 yıla rağmen hâlâ hayatta kalacak, daha da önemlisi bir türlü gerçekleşmeyen son isteğini tüm dünya duyacak ve yepyeni bir tartışmanın fitilini ateşleyecekti.

ÇEYREK ASIRLIK ‘DAVA’NIN BAŞLANGICI OLDU

Adı Alan Eugene Miller’dı. 34 yaşındaydı. ABD’nin güneydoğusundaki Alabama eyaletinde yaşayan Miller’ın sakin bir hayatı vardı. İşten eve, evden işe giden Miller sosyal biri değildi. Çok az kişiyle selamlaşan, çok fazla gerekmedikçe kimseyle iletişime geçmemeye çalışan Miller, kendisine yakınlık ve sıcaklık gösteren insanlardan da rahatsız oluyordu. Ancak onu en çok rahatsız eden kişiler bizzat iş arkadaşlarıydı. Neredeyse her gün 10 küsür saat boyunca birlikte çalışmak zorunda olduğu iş arkadaşları hayatını adeta cehenneme çevirmişti.

Bir yandan para kazanmak zorunda olduğu için ve işini iyi yaptığı için istifa etmeyi düşünmüyordu. Fakat iş arkadaşlarının ona yaklaşımlarından da rahatsızlık duyuyordu. Uzun bir süre iş yerindeki olumsuzlukları sineye çeken ve başına gelen tüm negatif olayları kabullenmeyi seçen Miller sonunda kararını verdi. Miller’ın hayata geçireceği bu plan neredeyse çeyrek asırlık bir ‘dava’nın da başlangıcı olacak, Miller’ın başına gelenleri tüm dünyaya duyacaktı.

DIŞLANDI, DALGA GEÇİLDİ, DEDİKODUSU YAPILDI

O gün izin günüydü. Erken kalkmasına gerek yoktu. Ama o tam tersi sabah erken vakitte uyandı, yüzünü yıkadı, şık kıyafetlerini giydi ve evden çıktı. Çalıştığı şirket evine yarım saat uzaklıktaydı. Gittiği adres iş yeriydi. Bunun özel bir sebebi vardı. İş yerine ufak bir ziyarette bulunacak, birkaç arkadaşıyla oldukça kısa sürecek bir ziyaret gerçekleştirecekti. Yapacağı ziyaretin oldukça ses getireceğinin farkındaydı. Günlerdir bu anı bekliyordu. İş arkadaşlarını öldürmeye gidiyordu.

Başta 39 yaşındaki şefi Terry Jarvis olmak üzere 32 yaşındaki Lee Holdbrooks ve 28 yaşındaki Christopher Scott Yancy’i kurşun yağmuruna tutacaktı. Haklı olduğunu düşünüyordu. Özel hayatı hakkında ileri geri konuşan, onu her ortamdan dışlayan, onunla dalga geçip hakkında garip söylentiler yayan Jarvis, Holdbrooks ve Yancy, kendisine yaşattıklarının bedelini ödemeliydiler. İş arkadaşları ona aylarca ağır bir psikolojik şiddet uygulamıştı ve sabırla işlerin düzeleceğini umut etse de her şey giderek daha da can sıkıcı hale gelmişti.

SON GÜNLERİNİ YAŞADIĞINI DÜŞÜNÜYORDU

Şikâyetlere rağmen hiçbir şey düzelmemişti. Miller, bu seçimi yüzünden ölüm cezası alsa bile artık bu gidişata “Dur!” demek zorunda hissediyordu kendini. Öyle de yaptı. İş yerine gitti ve biri şefi olmak üzere üç iş arkadaşını kurşun yağmuruna tuttu. İş arkadaşlarını vahşice öldüren Miller, kendisinin de beklediği gibi ölüme mahkum edildi. İş yerindeki güvenlik kameraları, Miller’ın işlediği vahşice cinayeti kayıt altına almıştı. Psikiyatristler, Miller’ın akıl sağlığının yerinde olmadığını ancak psikolojik durumunun davanın seyrini herhangi bir şekilde etkilemeyeceğini tespit etti.

2000 yılının temmuz ayında tam da beklediği gibi ölüme mahkum edildi. Hiçbir zaman bu karara itiraz etmedi. Yasalara göre haksızdı, hatta kan donduran bir caniydi ama şaşkın değildi, vicdanı rahattı. Yaşadığı psikolojik şiddet sona ermişti. Hayatının son haftalarında olduğunun farkındaydı. Ama işler hiç de beklemediği gibi gelişmedi. Ölüm cezası alan cani Alan Miller tam 23 yıl boyunca yaşamaya devam edecekti. Üstelik Miller neredeyse çeyrek asır boyunca ‘fazladan’ yaşamasının haricinde yepyeni bir tartışmanın da fitilini ateşleyecekti.

İĞNEDEN ‘ÖLÜMÜNE’ KORKUYORDU

Takvimler 2002 yılını gösteriyordu. Ölüm cezası alan Miller için kritik bir süreçten geçildi bu dönemde. ABD’de ölüm cezasıyla özdeşleşen elektrikli sandalye Alabama’da 2002 yılından sonra uygulanmamaya başlandı. Eyalette bu yöntem yerine zehirli iğne ile idam seçeneği hayata geçti. Kan donduran cinayetlere imza atan cani Alan Miller’ın işlediği vahşi cinayetlerden sonra ölüm cezasına çarptırılmasına rağmen bir türlü idam edilememesinden sebebi de enjeksiyon prosedürü ile başlamış oldu. Miller, iğneden ‘ölümüne’ korkuyordu.

İdam edilme kararına yönelik herhangi bir itirazı yoktu. Tek istediği şey zehirli iğneyle idam edilmemekti. İstediği şey nitrojen hipoksi yöntemiyle idam edilmekti. Ancak bu yöntemin hayata geçirilmesi için çeşitli bürokratik süreçlerden geçilmesi gerekiyordu. İstediği yöntemle hayata veda etmek isteyen Miller’ın 2018 yılına kadar beklemesi gerekiyordu. Alabama, 2018’de nitrojen hipoksiyi bir idam yöntemi olarak onaylayacaktı. Ancak bu yöntem onay alsa da hayata geçirilmesi konusuna bazı önlemli yasal engeller vardı.

İğne ile idamın acı veren bir yöntem olduğunu öne süren idam mahkumları alternatif olarak sunulan nitrojen hipoksi yöntemini talep ediyor. Yöntem gereği mahkuma hava yerine nitrojen veya helyum gibi bir gaz solutuluyor. Saf nitrojen solunmaya başladıktan yaklaşık 17-20 saniye sonra bilinç yitimi oluyor, bundan üç saniye sonra da nefes alımı tamamen duruyor. Ayrıca vücut oksijen eksikliği yaşadığını tespit edemediği için herhangi bir acı da yaşanmıyor. Sadece karbondioksit artışı nedeniyle bacaklarda ağrıya benzer bir his duyuluyor. Ancak iğne ile idamdaki gibi boğulma hissi yaşanmıyor.

haberler İğneden korkan katil 23 yıldır bekliyor Son akşam yemeğini ikinci kez yiyecek

‘SON AKŞAM YEMEĞİ’ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜ AMA YANILDI

Nitrojen hipoksi yönteminin ilk kez Miller’la uygulanacağını, daha önce denenmemiş olduğunu önemle belirten yetkililer, Miller’ın idamı için yasal problemlerden ötürü zehirli iğne yönteminde karar kıldı. Çünkü yetkililer, cani Miller’ın hipoksi yöntemini özellikle isteyerek idamını ertelemenin yollarını aradığını düşünüyordu. Ancak yıllardır zehirli iğne yöntemini özellikle istemediğini belirten Miller, yetkililerin düşüncesinin aksine iğneden gerçekten korkuyordu.

22 Eylül 2022, Alan Miller için belirlenen idam günüydü. Zehirli iğneyle idam edileceği düşünülen Miller, idam edilecek herkes gibi 14 Eylül 2022’de yakın arkadaşları tarafından ziyaret edildi. ‘Son akşam yemeği’ olarak köfte, biftek, Amerikan peyniri, patates kızartması, elma sosu, elma ve portakalın tadını çıkardı. Adeta bir yemek ziyafeti çeken cani Miller için son akşam yemeği aslında bu menü olmayacaktı.

Uzun bir süredir ABD’de tartışma konusu olan idam yöntemlerine dair çeşitli alternatifler son yıllarda gündemde. Nitrojen hipoksi de bu yöntemlerden biri. Alabama başta olmak üzere ABD’deki bazı eyaletlerde bu yöntem onay almış durumda. Yöntemin teoride acısız olduğu belirtilse de pratikte durumun nasıl olacağı yakın zamanda belli olacak. Alan Miller’ın da 2018’den sonra onay alan bu yöntemle birlikte hayatını kaybedeceği varsayılıyor.

KOLLARI ADETA DELİK DEŞİK OLDU

Tam 23 yıl önce ölüm cezasına çarptırılan Miller, aslında iğne fobisi üzerine zehirli iğne yerine nitrojen hipoksi yöntemiyle idam edilecekti. Fakat son anda ABD Yüksek Mahkemesi’nden çıkan zehirli iğne kararı Miller ve yetkililer için korku dolu saatlerin yaşanmasına sebebiyet verdi. Görevliler birçok kez enjeksiyon için Miller’ın kolunda damar yolu aradı. Ancak Miller büyük bir korku yaşıyordu. Bu sebepten ötürü kolları adeta delik deşik olmasına rağmen yetkililer bir türlü iğne için uygun bir damar bulamadı. Yaşanılan zorluklar hızlı bir şekilde yetkili birimlerle paylaşıldı.

Defalarca başarısızlıka sonuçlanan damar yolu bulma denemesi Miller’ın zehirli iğne yönteminden yıllarca kaçmak istemesine ve zehirli iğneden gerçekten korktuğuna bir kanıt olarak sunuldu. Zehirli iğne yöntemine uygun olmadığı kanıtlanan ‘Alabama katili’ olarak anılan 57 yaşındaki Miller’ın idamının ertelendiği açıklandı. Hücresine dönen Miller için nitrojen hipoksi yöntemine yeşil ışık yakıldı. Miller’ın önümüzdeki günlerde nitrojen hipoksi yöntemiyle idam edilmesi bekleniyor. Miller’ın ikinci ‘son akşam yemeği’nin gerçekten ‘son akşam yemeği’ olup olmayacağı ise şimdiden sosyal medya kullanıcıları arasında merak konusu olmuş durumda.

Read More

Haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi!

Haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi!

Haberler

SEÇKİN ŞENVARDAR / MİLLİYET
Fadik Sevin Atasoy, Kasım 2019’da Nişantaşı’nda görüntülenmiş, gazetecilerle ayaküstü sohbet etmişti. Oyuncu, “Aşk hayatınız nasıl gidiyor? Nikâh masasına oturmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Evlenmeyi ömür boyu düşünmüyorum. Sevgiye ve sadakate inanıyorum ama enstütülere inanmıyorum” yanıtını vermişti.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

PANİK YAPTI!

Önceki gün Nişantaşı’nda koluna girdiği sarışın arkadaşıyla sürekli İngilizce konuşup, bir şeyler anlatan Fadik Sevin Atasoy, görüntülendiklerini fark edince ne yapacağını şaşırıp, panikledi. Ünlü oyuncu, basın mensuplarının hakkında bilgi almak istediği yabancı arkadaşıyla yakınlardaki bir büfeye girdi.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

Büfede bir müddet kaldıktan sonra dışarıya çıkan Atasoy’un, bu sırada hem arkadaşına hem de basın mensuplarına dönerek, mimik ve el kol hareketleriyle bir şeyleri açıklamak istemesi dikkat çekti.

ELİYLE AĞZINA FERMUAR İŞARETİ YAPTI

Erkek arkadaşının kim olduğunu ve ilişki durumları hakkında bilgi vermek istemeyen 46 yaşındaki oyuncu, muhabirlerin ısrarlı sorularını, eliyle ağzına fermuar işareti yaparak yanıtsız bıraktı.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

“ALERJİLERİME KADAR HER ŞEY SORULUYOR”

Rol aldığı ‘Kardeşlerim’ dizisinin sezon finaline girmesiyle Broadway’da oynayacağı tek kişilik oyunun provaları için Amerika’ya giden oyuncu, samimi açıklamalarda bulunmuştu. Amerika ile Türkiye’deki oyunculuk sektörü hakkında konuşan Atasoy, şunları söylemişti:

Orada bir endüstri ve oturmuş belli kurallar var. Oyunculuk her yerde aynı ve zor. Orada bir filme başlayacağım zaman varolan alerjilerime kadar her şey soruluyor, doktor kontrolünden geçirilyorsun. Benim için oradaki oyunculuk süreci zor geçmedi, ha burada işini yapmışsın ha orada yapmışsın.

“OYUNCU DÜNYANIN HER YERİNDE EKMEĞİNİ KAZANIR”

“Yurt dışına gitmek isteyen oyunculara ne tavsiye etmek istersiniz?” sorusu üzerine Atasoy, “İşini iyi yaptığın sürece dünyanın her yerinde akçen var. Neye konsantre olduğuna bağlı, oyunculuk yapıyorsan dünyanın her yerinde ekmeğini kazanıyorsun” ifadelerini kullanmıştı.

haberler Fadik Sevin Atasoy kol kola görüntülenince panikledi

“GÜNAHIM DA SEVABIM DA BANA”

Atasoy, “Türkiye’deki ve Amerika’daki oyuncuları nasıl karşılaştırırsınız? Bizim oyuncular daha mı egolu?” sorusuna ise “Ben hiçbir sektörü birbiriyle kıyaslamıyorum. Kendi meslek grubumdaki hiçbir arkadaşım hakkında iyi ya da kötü bir şey söylemiyorum. Sadece kendi işime bakıyorum, kendi yoluma bakıyorum. Benim günahımdan da sevabımdan da ben sorumluyum. Beni ben ilgilendiriyor, herkes istediğini yapabilir” şeklinde konuştu.

Read More

Haberler Putin’in ortalığı karıştıran 3 fotoğrafı! ‘120 yıl önce cephedeydi’

Haberler Putin’in ortalığı karıştıran 3 fotoğrafı! ‘120 yıl önce cephedeydi’

Haberler

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Sovyetler Birliği’nin dağılmasının yarattığı kaos ortamında, 2000’li yılların başında Rusya’da iktidarı ele alan ve o günden bu güne kadar ülkeyi yönetmeye devam eden Vladimir Putin’in özel hayatıyla ilgili iddialar komplo teorilerinin ardı arkası kesilmiyor. Yakın zamana kadar her hafta farklı bir hastalığa yakalandığı ve özel hayatına ilişkin söylentiler haberlere konu olan Rus lider, şimdi de duyanları şaşkına çeviren bir komplo teorisinin başrol oyuncusu oldu.

ÖLÜMSÜZ OLDUĞUNA İNANIYORLAR

Ekim ayında 70 yaşına girmeye hazırlanan Putin’in çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğunu iddia eden haberlerin bazıları Moskova’dan yapılan açıklamalarla yalanlanmış ve Rus liderin sağlığının yerinde olduğu vurgulanmıştı. Bazı komplo teorisyenleri de basın karşısında kimi zaman judo yaparken kimi zaman da üstü çıplak şekilde ata binerken pozlar vermeyi seven Putin’in ölümsüz olduğunu, her iki dünya savaşında da Rusya için savaştığını, hatta Bolşevik Devrimi’nde görev aldığını belirtiyor.

haberler Putinin ortalığı karıştıran 3 fotoğrafı 120 yıl önce cephedeydi

Vladimir Putin’in ölümsüz olduğunu öne süren komplo teorisyenleri, onun binlerce yıldır gezegende yaşadığına ve efsanevi bir canlı olduğuna inanıyor. Bu tezi savunanlar, sosyal medyada bir süredir dolaşımda olan 1920 ve 1941 yılına ait iki fotoğrafla da görüşlerini temellendiriyor. Fotoğraftaki askerler ise Rusya Devlet Başkanı’na olan benzerlikleriyle dikkat çekiyor. Putin’in ölümsüz olduğuna yönelik iddialar 2015 yılında da gündeme gelmiş ve bu dönemde bazı kişiler Rusya’nın gizli bir zaman makinesine sahip olabileceğini savunmuştu.

‘DRAKULA’ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN BİLE VAR

1920 ve 1941 yılında çekilen fotoğrafların nerede ve kim tarafından çekildiği ise bilinmiyor. Ancak birçok kişi bu dönemlerin dünya genelinde kaosun hakim olduğu yıllar olduğunu belirterek, Putin’in de bundan etkilenmiş olabileceğini savunuyor.

haberler Putinin ortalığı karıştıran 3 fotoğrafı 120 yıl önce cephedeydi

Komplo teorilerini daha geriye götürenler de var. Onlar ise 19’uncu yüzyılda yaşamış Yunan General Valtinos ile Putin arasında olan benzerliğe dikkat çekiyor. Daha ilginç bir görüşe göre ise Vladimir Putin, aslında 1431’de doğan ve ‘Drakula’ olarak dünyaya nam salan ‘Kazıklı Voyvoda’nın ta kendisi.

‘İNSANLIĞI UYARMAK İÇİN GEÇMİŞTEN GELMİŞTİ’

Hakkında zaman yolcusu olduğu yönünde komplo teorileri ortaya atılan tek kişi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin değil. Geçtiğimiz aylarda, iklim değişikliği ve küresel ısınmaya karşı “İklim için Okul Grevi” sloganıyla İsveç’te eylemlere başlayan ve protestolarıyla kısa sürede gündeme oturan Greta Thumberg hakkında ortaya atılan bir komplo teorisine göre Greta, dünyayı kurtarmak için gelecekten gelen bir zaman yolcusu.

Tartışmaya sebep olan şey, 120 yıl önce çekilmiş eski bir fotoğrafın tekrar gündeme gelmesi. Kimliği belirsiz 3 çocuk işçinin yer aldığı fotoğraf adeta sosyal medyada komplo teorilerini alevlendirmişti.
1898 yılında Eric Hegg tarafından Kanada’daki bir altın madeninde çekilen fotoğraftaki küçük kızın Greta Thunberg’e olan benzerliği, birçok sosyal medya kullanıcısı tarafından “Greta dünyayı iklim değişikliğine karşı uyarmakla görevli bir zaman yolcusu” şeklinde yorumlanmış ve tartışmalara sebep olmuştu.

haberler Putinin ortalığı karıştıran 3 fotoğrafı 120 yıl önce cephedeydi

Konuyla ilgili Twitter’da yorum yapan bir kullanıcı, “Ben komplo teorilerine inanan bir insan değilim ama fotoğrafa baktığımda emin olduğum şey Greta’nın geçmişten geldiği” ifadelerini kullandı. Bir başka kullanıcı ise, “Az önce Greta’nın bir zaman yolcusu olduğu hakkında konuşan insanlar gördüm. Bu benim yeni favori komplo teorim” şeklinde yorum yaptı.

2019 yılından bu yana dönem dönem ortaya çıkan ve tekrar gündeme gelen fotoğraf, ABD’deki Seattle merkezli Washington Üniversitesi’nin arşivinde bulunuyor. Üniversite yetkilileri, fotoğrafın ortaya çıktığı günden bu yana fotoğrafı almak isteyen birçok kişi olduğunu belirtti. Üniversitede arşiv görevlisi olan Lisa Oberg, fotoğrafın büyük ilgi gördüğünü ifade ederek şöyle konuştu:

“Sadece bu fotoğraf hakkında konuşmak için 15 ila 20 farklı istek aldık. Fotoğrafı satın almak isteyen birçok kişi var ve bunun için yapılan astronomik teklifler şaşkınlık verici.”

Read More

Haberler İğneden korkan katil 23 yıldır bekliyor! ‘Son akşam yemeği’ni ikinci kez yiyecek

Haberler İğneden korkan katil 23 yıldır bekliyor! ‘Son akşam yemeği’ni ikinci kez yiyecek

Haberler

Derleyen: Can Şişman / Milliyet.com.tr – O gün izinli olmasına rağmen sabah erkenden kalktı, yüzünü yıkadı, şık kıyafetlerini giydi ve evden çıktı. Çalıştığı şirket evine yarım saat uzaklıktaydı. Yürümeyi tercih etti. Günlerdir bu anı bekliyordu. Aylardır ona psikolojik baskı kuran iş arkadaşlarını ziyaret etmeye gidiyordu. Fakat bu ziyaretin sonunda başına geleceklerin az çok farkındaydı. Ama o her şeyi göze almıştı. Alacağı canlara karşılık yaşadığı eyaletin yasaları da onu hayattan kopartacaktı. Bir aşamaya kadar her şey düşündüğü gibi ilerledi. Ancak ortada bir problem vardı. Üstelik bu öyle bir sorundu ki aradan geçen 23 yıla rağmen hâlâ hayatta kalacak, daha da önemlisi bir türlü gerçekleşmeyen son isteğini tüm dünya duyacak ve yepyeni bir tartışmanın fitilini ateşleyecekti.

ÇEYREK ASIRLIK ‘DAVA’NIN BAŞLANGICI OLDU

Adı Alan Eugene Miller’dı. 34 yaşındaydı. ABD’nin güneydoğusundaki Alabama eyaletinde yaşayan Miller’ın sakin bir hayatı vardı. İşten eve, evden işe giden Miller sosyal biri değildi. Çok az kişiyle selamlaşan, çok fazla gerekmedikçe kimseyle iletişime geçmemeye çalışan Miller, kendisine yakınlık ve sıcaklık gösteren insanlardan da rahatsız oluyordu. Ancak onu en çok rahatsız eden kişiler bizzat iş arkadaşlarıydı. Neredeyse her gün 10 küsür saat boyunca birlikte çalışmak zorunda olduğu iş arkadaşları hayatını adeta cehenneme çevirmişti.

Bir yandan para kazanmak zorunda olduğu için ve işini iyi yaptığı için istifa etmeyi düşünmüyordu. Fakat iş arkadaşlarının ona yaklaşımlarından da rahatsızlık duyuyordu. Uzun bir süre iş yerindeki olumsuzlukları sineye çeken ve başına gelen tüm negatif olayları kabullenmeyi seçen Miller sonunda kararını verdi. Miller’ın hayata geçireceği bu plan neredeyse çeyrek asırlık bir ‘dava’nın da başlangıcı olacak, Miller’ın başına gelenleri tüm dünyaya duyacaktı.

DIŞLANDI, DALGA GEÇİLDİ, DEDİKODUSU YAPILDI

O gün izin günüydü. Erken kalkmasına gerek yoktu. Ama o tam tersi sabah erken vakitte uyandı, yüzünü yıkadı, şık kıyafetlerini giydi ve evden çıktı. Çalıştığı şirket evine yarım saat uzaklıktaydı. Gittiği adres iş yeriydi. Bunun özel bir sebebi vardı. İş yerine ufak bir ziyarette bulunacak, birkaç arkadaşıyla oldukça kısa sürecek bir ziyaret gerçekleştirecekti. Yapacağı ziyaretin oldukça ses getireceğinin farkındaydı. Günlerdir bu anı bekliyordu. İş arkadaşlarını öldürmeye gidiyordu.

Başta 39 yaşındaki şefi Terry Jarvis olmak üzere 32 yaşındaki Lee Holdbrooks ve 28 yaşındaki Christopher Scott Yancy’i kurşun yağmuruna tutacaktı. Haklı olduğunu düşünüyordu. Özel hayatı hakkında ileri geri konuşan, onu her ortamdan dışlayan, onunla dalga geçip hakkında garip söylentiler yayan Jarvis, Holdbrooks ve Yancy, kendisine yaşattıklarının bedelini ödemeliydiler. İş arkadaşları ona aylarca ağır bir psikolojik şiddet uygulamıştı ve sabırla işlerin düzeleceğini umut etse de her şey giderek daha da can sıkıcı hale gelmişti.

SON GÜNLERİNİ YAŞADIĞINI DÜŞÜNÜYORDU

Şikâyetlere rağmen hiçbir şey düzelmemişti. Miller, bu seçimi yüzünden ölüm cezası alsa bile artık bu gidişata “Dur!” demek zorunda hissediyordu kendini. Öyle de yaptı. İş yerine gitti ve biri şefi olmak üzere üç iş arkadaşını kurşun yağmuruna tuttu. İş arkadaşlarını vahşice öldüren Miller, kendisinin de beklediği gibi ölüme mahkum edildi. İş yerindeki güvenlik kameraları, Miller’ın işlediği vahşice cinayeti kayıt altına almıştı. Psikiyatristler, Miller’ın akıl sağlığının yerinde olmadığını ancak psikolojik durumunun davanın seyrini herhangi bir şekilde etkilemeyeceğini tespit etti.

2000 yılının temmuz ayında tam da beklediği gibi ölüme mahkum edildi. Hiçbir zaman bu karara itiraz etmedi. Yasalara göre haksızdı, hatta kan donduran bir caniydi ama şaşkın değildi, vicdanı rahattı. Yaşadığı psikolojik şiddet sona ermişti. Hayatının son haftalarında olduğunun farkındaydı. Ama işler hiç de beklemediği gibi gelişmedi. Ölüm cezası alan cani Alan Miller tam 23 yıl boyunca yaşamaya devam edecekti. Üstelik Miller neredeyse çeyrek asır boyunca ‘fazladan’ yaşamasının haricinde yepyeni bir tartışmanın da fitilini ateşleyecekti.

İĞNEDEN ‘ÖLÜMÜNE’ KORKUYORDU

Takvimler 2002 yılını gösteriyordu. Ölüm cezası alan Miller için kritik bir süreçten geçildi bu dönemde. ABD’de ölüm cezasıyla özdeşleşen elektrikli sandalye Alabama’da 2002 yılından sonra uygulanmamaya başlandı. Eyalette bu yöntem yerine zehirli iğne ile idam seçeneği hayata geçti. Kan donduran cinayetlere imza atan cani Alan Miller’ın işlediği vahşi cinayetlerden sonra ölüm cezasına çarptırılmasına rağmen bir türlü idam edilememesinden sebebi de enjeksiyon prosedürü ile başlamış oldu. Miller, iğneden ‘ölümüne’ korkuyordu.

İdam edilme kararına yönelik herhangi bir itirazı yoktu. Tek istediği şey zehirli iğneyle idam edilmemekti. İstediği şey nitrojen hipoksi yöntemiyle idam edilmekti. Ancak bu yöntemin hayata geçirilmesi için çeşitli bürokratik süreçlerden geçilmesi gerekiyordu. İstediği yöntemle hayata veda etmek isteyen Miller’ın 2018 yılına kadar beklemesi gerekiyordu. Alabama, 2018’de nitrojen hipoksiyi bir idam yöntemi olarak onaylayacaktı. Ancak bu yöntem onay alsa da hayata geçirilmesi konusuna bazı önlemli yasal engeller vardı.

İğne ile idamın acı veren bir yöntem olduğunu öne süren idam mahkumları alternatif olarak sunulan nitrojen hipoksi yöntemini talep ediyor. Yöntem gereği mahkuma hava yerine nitrojen veya helyum gibi bir gaz solutuluyor. Saf nitrojen solunmaya başladıktan yaklaşık 17-20 saniye sonra bilinç yitimi oluyor, bundan üç saniye sonra da nefes alımı tamamen duruyor. Ayrıca vücut oksijen eksikliği yaşadığını tespit edemediği için herhangi bir acı da yaşanmıyor. Sadece karbondioksit artışı nedeniyle bacaklarda ağrıya benzer bir his duyuluyor. Ancak iğne ile idamdaki gibi boğulma hissi yaşanmıyor.

haberler İğneden korkan katil 23 yıldır bekliyor Son akşam yemeğini ikinci kez yiyecek

‘SON AKŞAM YEMEĞİ’ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜ AMA YANILDI

Nitrojen hipoksi yönteminin ilk kez Miller’la uygulanacağını, daha önce denenmemiş olduğunu önemle belirten yetkililer, Miller’ın idamı için yasal problemlerden ötürü zehirli iğne yönteminde karar kıldı. Çünkü yetkililer, cani Miller’ın hipoksi yöntemini özellikle isteyerek idamını ertelemenin yollarını aradığını düşünüyordu. Ancak yıllardır zehirli iğne yöntemini özellikle istemediğini belirten Miller, yetkililerin düşüncesinin aksine iğneden gerçekten korkuyordu.

22 Eylül 2022, Alan Miller için belirlenen idam günüydü. Zehirli iğneyle idam edileceği düşünülen Miller, idam edilecek herkes gibi 14 Eylül 2022’de yakın arkadaşları tarafından ziyaret edildi. ‘Son akşam yemeği’ olarak köfte, biftek, Amerikan peyniri, patates kızartması, elma sosu, elma ve portakalın tadını çıkardı. Adeta bir yemek ziyafeti çeken cani Miller için son akşam yemeği aslında bu menü olmayacaktı.

Uzun bir süredir ABD’de tartışma konusu olan idam yöntemlerine dair çeşitli alternatifler son yıllarda gündemde. Nitrojen hipoksi de bu yöntemlerden biri. Alabama başta olmak üzere ABD’deki bazı eyaletlerde bu yöntem onay almış durumda. Yöntemin teoride acısız olduğu belirtilse de pratikte durumun nasıl olacağı yakın zamanda belli olacak. Alan Miller’ın da 2018’den sonra onay alan bu yöntemle birlikte hayatını kaybedeceği varsayılıyor.

KOLLARI ADETA DELİK DEŞİK OLDU

Tam 23 yıl önce ölüm cezasına çarptırılan Miller, aslında iğne fobisi üzerine zehirli iğne yerine nitrojen hipoksi yöntemiyle idam edilecekti. Fakat son anda ABD Yüksek Mahkemesi’nden çıkan zehirli iğne kararı Miller ve yetkililer için korku dolu saatlerin yaşanmasına sebebiyet verdi. Görevliler birçok kez enjeksiyon için Miller’ın kolunda damar yolu aradı. Ancak Miller büyük bir korku yaşıyordu. Bu sebepten ötürü kolları adeta delik deşik olmasına rağmen yetkililer bir türlü iğne için uygun bir damar bulamadı. Yaşanılan zorluklar hızlı bir şekilde yetkili birimlerle paylaşıldı.

Defalarca başarısızlıka sonuçlanan damar yolu bulma denemesi Miller’ın zehirli iğne yönteminden yıllarca kaçmak istemesine ve zehirli iğneden gerçekten korktuğuna bir kanıt olarak sunuldu. Zehirli iğne yöntemine uygun olmadığı kanıtlanan ‘Alabama katili’ olarak anılan 57 yaşındaki Miller’ın idamının ertelendiği açıklandı. Hücresine dönen Miller için nitrojen hipoksi yöntemine yeşil ışık yakıldı. Miller’ın önümüzdeki günlerde nitrojen hipoksi yöntemiyle idam edilmesi bekleniyor. Miller’ın ikinci ‘son akşam yemeği’nin gerçekten ‘son akşam yemeği’ olup olmayacağı ise şimdiden sosyal medya kullanıcıları arasında merak konusu olmuş durumda.

Read More

Haberler Kimi için işsiz kimi için emekli! Tek bir çivi bile kullanmadan evini yaptı

Haberler Kimi için işsiz kimi için emekli! Tek bir çivi bile kullanmadan evini yaptı

Haberler

Büyükşehirlerden köylere göç eden ve kendilerine yepyeni bir hayat kuranların sayısı gün geçtikçe artıyor. Kimileri baba topraklarına dönerken kimileri de kendilerine uygun yeri bulabilmek için köy köy geziyor. 1,5 sene önce memleketi Samsun’a dönen Nurullah Mayuk (25) da onlardan biri ve kendi yaptığı köy evinde ailesiyle beraber yaşıyor. Sınava girerek iyi bir üniversitede yüzde yüz burslu okuma fırsatı yakalayan Nurullah Mayuk, babasına istemediği bir mesleği yapmayacağını söyledi ve kendi dükkanını açarak ticarete atıldı. Babası vefat edip göç etme kararı alana kadar da başarılı bir ticaret hayatı olduğunu dile getiren Mayuk, şimdilerde eşiyle birlikte sakin bir hayat sürüyor. 2020 yılının sonunda ev için 500 bin lira bütçe ayırdıklarını ileten Nurullah Mayuk, 2021 yazının ortasında başladıkları evleri için şu anda 1 milyon liradan fazla harcama yaptıklarını ve hâlâ tam anlamıyla yapımını bitiremediklerini söylüyor.

haberler Kimi için işsiz kimi için emekli Tek bir çivi bile kullanmadan evini yaptı

‘1 SENEDE KAZANDIĞIM PARAYI 1 AYDA KAZANIYORDUM’

İstanbul’da doğup büyümesine rağmen şehir yoğunluğuna, kalabalığına bir türlü alışamayan Nurullah Mayuk, babasının esnaflığı dolayısıyla iş hayatıyla çocuk yaşta tanıştı. Kendi ticari hayatında güzel bir ivme yakaladığına değinen Mayuk, “Babamın vefatından son 1 sene öncesine kadar, geçmiş yıllarda 1 senede kazandığım parayı 1 ayda kazanır olmuştum. Sürekli çalışıyordum, iş sürekli büyüyor ve her gelen iş yoğunluğunun yükü daha çok omuzlarıma biniyordu” dedi ve ekledi:

“İyi para kazanıyorduk ama harcamaya vaktimiz yoktu, aileme vakit ayıramıyordum. Babam vefat edene kadar  böyle bir kısır döngüye girmiştim. 15 yaşında çalışmak için memleketinden gurbete giden babamın ömrü neye gitmişti, benim ömrüm neye gidiyordu? Bu konular bir anda babamı kaybetme acısıyla birlikte beynimi yiyip bitirmeye başlamıştı. Bu soruların cevabını kendi içimde vermeye başladığım zaman tersine göç fikri artık kafamda tamamdı.”

Daha önce köy deneyimi olmadığını söyleyen Mayuk ailesi, “Her sene bayramda 1 hafta gelip kalırdık, o da çevredeki gezilecek yerlere gitmeyle geçip giderdi. Sonra tekrar İstanbul’a dönerdik. Koca bir senede sadece 1 hafta”  diye konuştu.

haberler Kimi için işsiz kimi için emekli Tek bir çivi bile kullanmadan evini yaptı

EVLERİNİ ÇİVİ KULLANMADAN YAPTILAR

Evinin yan dış duvarlarını eski Karadeniz evleri gibi kurtboğaz tekniğiyle çivi kullanmadan yapan ve baba mesleğinden kazandığı tecrübeye güvenerek böyle bir ev yaptığını dile getiren Mayuk, “Aslında en büyük sebeplerimizden biri de maliyetti. İşçilik fiyatları gerçekten korkunç yüksek. Biz işçiliğe para ödemeyerek işçilik için ayırdığımız bütçeyi evin kalitesine kattık. Bu yüzden evimizi 15 cm’lik kalın kütüklerden yaptık. İnsanın istedikten sonra yapamayacağı hiçbir şey yok. Biz taş duvar da ördük, temel de attık, evi de yaptık, fayans da döşedik, parke de yaptık” şeklinde deneyimlerini anlattı.

Bu sene evlerinde ilk yazlarını geçiren Mayuk ailesi, topraklarına ellerine ne geçerse diktiklerini ifade ediyor. Nurullah Mayuk, “Ne olur ne olmaz tecrübe kazanalım istedik. Mesela ‘Burada karpuz yetişmez’ diyorlardı, şu an bizim bahçemizde koca koca karpuzlarımız var. Şu an bahçemiz 1 dönümden büyük ve aklınıza gelebilecek her şey var. Bunların satışlarını da yapıyoruz” bilgisini paylaştı.

‘ULUMALARINI DİNLEMEK ÇOK ÜRKÜTÜCÜYDÜ’

Evlerindeki ilk kışlarında yağan 2 metrelik karla mücadele etmek zorunda kaldıklarını anlatan Nurullah Mayuk, bir sabah uyandıklarında pencerelerinin kapanmak üzere olduğunu ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Bir anlık şoktan sonra kendimizi dışarıya atıp karın altında kalan köpeklerimizi, tavuklarımızı kurtardık. Onlara ulaşmak için kendimize yol açarken komple kara gömülüyorduk. 4 gün boyunca ana yollar dahil bütün yollar kapandı. Elektrikler kesikti, köylere ulaşamadık. Çok şükür ki yakacak, yiyecek ve içecek stoğumuz vardı ve bu 4 günü problemsiz atlattık. Etrafta ev olmamasından da ürkmüyoruz, aksine bu hoşumuza gidiyor. Dağlardan aşağıya inen yabani hayvanlar bizim kendi baktığımız 5 köpeğimizden dolayı arazimize giremedi ancak etrafımızdan da ayrılmadılar. Kendi baktığımız Sibirya kurdu köpeğimiz ile 300 metre ötemizdeki tepeye kadar inen yabani kurtların karşılıklı uluması hem ilginç bir deneyim hem de açıkçası baya ürkütücüydü.”

Geçimlerini e-ticaret ile sağlayan Mayuk ailesi, “Aynı zamanda hiç tecrübemiz olmamasına rağmen çiftçiliğe başladık ve bu sene çok güzel verimler elde ettik. Buğday ekip hasat ettik, çayır otu ve yem bitkileri ektik, hasat ettik. Deniyoruz, araştırıp öğreniyoruz ve uyguluyoruz. Aynı zamanda tavuklarımızın yumurtaları, bahçemizdeki yetiştirdiklerimiz de diğer geçim kaynaklarımız” bilgisini verdi. Köyde çalışmak isteyen herkese iş olduğunun altını çizen Nurullah Mayuk, “Köylerde genç nüfusu çok az, bu yüzden gençlere zaten ihtiyaç çok fazla. Çalışma kavramını ilk başta kafamızda değiştirmemiz gerek. Çalışmak demek bir fabrikaya girip aylık sabit bir maaşla günleri, saatleri, dakikaları satmak olmamalı” deyip devam etti:

“Ormanlarımızda sarıkız mantarı dediğimiz çok değerli bir mantar yetişiyor. Yaşı veya kurusu çok yüksek fiyatlara satılabiliyor. Kuşburnunu meyve olarak ya da marmelat yapıp satabilirsiniz. Taşımalı eğitim için servis şoförlüğü, günlük farklı işler için yevmiyecilik veya büyükşehirlerdeki gibi bir fabrikada da çalışabilirsiniz. Kendi işimin patronu olacağım derseniz hayvan yetiştiriciliği, süt ürünleri, kanatlı hayvanlar, seracılık olabilir. Oturduğunuz yerden internet üzerinden çok farklı işler de yapabilir, aylık sabit bir ücretle çalışanlardan katbekat fazlasını kazanabilirsiniz.”

‘BURADA HAYAT UCUZ VE DOĞAL’

Nurullah Mayuk, köye göç hikayelerinde farklı ailelerin olduğunu dile getirerek, “Bizim gibi varını yoğunu satıp çok yüksek meblağlarla gelenler de var, hiç birikimi olmayıp köyde büyükşehirden çok para kazanmaya başlayanlar da var” detayını verdi. “Büyükşehirde bin lira ile geçinen insan burada 10 bin lirayla da geçinemeyebilir, büyükşehirde 10 bin lirayla geçinen burada bin lirayla da çok daha güzel bir hayat sürebilir” diyen Mayuk, “Şunu gönülden söylemek isterim ki buralarda hayat gerçekten ucuz ve doğal . Büyükşehirlerde yaşamak için psikolojimizden, ömrümüzden, bedenimizden verdiklerimizin maddi karşılığı gerçekten yok. Daha fazla para kazanmak için büyükşehirlere göçen ebeveynlerin, büyükşehirde yaşamanın bedelini karşılamak için çalışan çocuklarına döndük” diyerek sözlerini şöyle noktaladı:

“Benim evim ilçeye 15 km mesafede ve ilçede TOKİ konutlarında evi bulunup orada yaşamayanlar evlerini bedelsiz kiraya veriyor. Tek istedikleri kiracının aidat yakıt gideri su faturalarını ödemeleri. Çünkü kazan sistemiyle ısındığı için evde otursanız da oturmasanız da bunları ödemek zorundasınız. Bu sene için aylık ödenen miktar 450-500 TL civarıydı. Arsa fiyatları ise her sene artmakla beraber hâlâ büyükşehirlere göre çok ucuz.”

Read More

Haberler Bahçeli’den, Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiye’ye meydan okumadır

Haberler Bahçeli’den, Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiye’ye meydan okumadır

Haberler

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İttifak içinde ittifaklar yeşermekte, kulisler birbirini kovalamakta, dedikodu çarkı dönmektedir. Görünürde altı parti bir masadadır, fakat masanın altı yılan çıyan kaynamaktadır. HDP, FETÖ, PKK, AB-ABD, Türk düşmanları bu masanın altında zehir imalatıyla meşgul olmaktadır. Bu masa fitne masası, suç masası, kumar masası, cehalet masası, zillet masasıdır.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli “2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net” temalı 4. mitingini Erzurum’da düzenledi. İstasyon Meydanı’nda düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı mitingde konuşan Bahçeli, “İktidarı ve siyasi ikbali gecenin zifiri karanlığında arayan Türkiye muhaliflerinin kalın maskesi 2023’te yırtılıp atılacaktır. Nitekim onların hükmü şafak sökene kadardır” dedi. Bahçeli, “Kader ağlarını ördüğünde, karar anı gelip çattığında, Türk milleti mührü eline aldığında zillet ittifakına beden olan partileri ne gören ne duyan ne de bulan olacaktır. Yükselen bu güçlü sedanıza sahne olan bu meydan mertlerin, vatanını canından aziz bilen soylu Dadaşların er meydanıdır. Er meydanına şeytani emeller çıkamaz, sahte pehlivanlar çıkamaz, haydi çıktılar diyelim, asla barınamazlar. Hem gönül gözü açık olan hem de kahramanca mücadelesiyle bilinen Alvarlı Efe’nin torunları ihanete, melanete, rezalete prim vermez. Hiç kimse boş hayale kapılıp yanlış hesap yapmasın. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin dualarıyla ve nasihat dolu sözleriyle feyizlenmiş Dadaşlar Türkiye’ye yan bakanlara direnir, hiçbir zaman teslim olmaz. Hürmet ve rahmetle andığım İbrahim Hakkı Hazretleri’nin gönüllere dokunan şu meşhur sözü nasıl da anlamlıdır, nasıl da hikmet ve hidayet vaaz etmektedir: ‘Hak şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler, Arif anı seyreyler, Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler.’ ‘Bebeğim anasız büyür, ama vatansız büyüyemez’ sözleriyle yürekleri titreten, Aziziye Tabyası’nda devleşen Nene Hatun hem Erzurum’un hem de Türk milletinin yüz aklarından birisidir. Bu kararlılığınız, bu tavrınız, bu inanmışlığınız gösteriyor ki, zillet ittifakına Erzurum’da geçit yok, müsamaha yok, müsaade yok. Bu evetler bölücülerin korkulu rüyasıdır. Bu evetler Türk ve İslam düşmanlarına dünyayı dar edecek celadet, cesamet, cesaret, cengâverliktir. 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümünü hep birlikte kutlayacağız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci dönemine geçmiş olacağız. Bir yanda Cumhurbaşkanı seçeceğiz, diğer yanda 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimini yapacağız. Terörü bitirmiş, işsizliği yenmiş, enflasyonu düşürmüş, her insanımızı şefkatle kucaklamış, üretim, yatırım, ihracat seferberliğiyle yükseldikçe yükselmiş bir Türkiye gerçeğine hep birlikte ulaşacağız. Çok çalışacağız, hiçbir bahaneye sığınmadan geceyi gündüze katacağız. Türkiye’yi büyüteceğiz, ekmeği büyüteceğiz, umutları büyüteceğiz, hedefleri büyüteceğiz, huzuru büyüteceğiz, milli birlik ve dayanışma hisarımızı daha da güçlendireceğiz. Yol haritamızı hazırladık, rotamızı çizdik, gayret bizden tevfik Allah’tan diyerek işe koyulduk. Önümüze fitne bariyeri dikenleri ezip geçtik. İman, irade ve bin yıllık kardeşlik sancağı altında Cumhur İttifakı olarak birleştik, bilendik. Varsın birileri köhne Cumhurbaşkanı adaylarını araya dursun. Varsın birileri sahnenin önünde masaya oturup, sahnenin ardında çıkar kavgasına tutuşsun. Bizim adayımız belli, kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kafkas Cephesi’nde, Allah-u Ekber Dağları’nda kara, buza ve dondurucu soğuğa kalplerindeki vatan sıcaklığıyla karşı koyan, mezalimin üzerine serdengeçti bir ruhla giden aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatamayız. Erzurum’un, Erzincan’ın, Gümüşhane’nin, Bayburt’un, Bingöl’ün kararı çok şükür işte budur. İster tek tek, ister alayı çıksın karşımıza. İster efendilerinin arkasına saklanıp taş atsınlar milli duvarımıza. Biden’ı da alsınlar yanlarına. Pelosi’yi de verelim refakatlerine. Küresel emperyalizmin fermanını koysunlar önlerine. Yetmedi işbirliği halinde oldukları FETÖ’den yardım dilesinler, PKK’nın mağara kovuklarında gelecek dilensinler. Hiç fark etmez, Dadaşlara sökmez, ne yaparsa yapsınlar Türk milletine güç yetiremezler. Cumhur İttifakı olarak hepsinin bileğini bükeriz, hepsine birden Allah’ın izniyle yeteriz, bütün muhasım ve münafık çevreleri tek başımıza yeneriz” diye konuştu.

haberler Bahçeliden, Kılıçdaroğlunun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiyeye meydan okumadır

Türkiye’yi geriye götürmek, tarihi istikametinden çıkarmak istediklerini ifade eden Bahçeli, “Türk milletinin sinir uçlarıyla oynuyorlar. Erzurum’un sabrını zorluyorlar. Milli ve manevi hassasiyetlerimizi tahriş ederek tahammül testi yapıyorlar. CHP Genel Başkanı 2 Ağustos 2022 tarihinde Erzurum’a gelerek partisinin sözde grup toplantısında konuştu, yalanlarına bin yalan kattı, istismarlarına yenilerini ekledi. Erzurum’la helalleşmeye, Erzurumluyla barışmaya geldiğini söyledi. Bu ziyaret esnasında yürekli bir vatandaşımız karşısına geçip, ‘Niye PKK ile ittifak yapıyorsunuz?’ diye sordu mu? Elbette babayiğitçe sordu. Kılıçdaroğlu’nun çalımını ve dengesini bozdu. Peki Kılıçdaroğlu ne cevap verdi: ‘Kim PKK’ya yandaş çıkıyorsa Allah belasını versin’ dedi mi, evet yüzsüzce dedi. Biz hayır dileyelim, hayır gelsin başımıza, bedduayla işimiz yok, bela anmak gibi bir derdimiz yok. Beddua dönüp dolaşıp asıl sahibini mutlaka bulur, bunu da bilmeyen yok. Aynı Kılıçdaroğlu’nun, 28 Mayıs 2022 tarihinde partisinin Belediye Başkanları Çalıştayı’nın yapıldığı Van’da dediği aynen şuydu: ‘Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını istiyorsanız, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istiyorsanız bize katılacaksınız.’ Ey Kılıçdaroğlu, bu yetkiyi nereden alıyorsunuz? Kimlere mesaj yolluyorsunuz? Mahkeme misiniz? Hâkim misiniz, savcı mısınız? Cezaevinde bulunan bir terör suçlusunu dışarıya nasıl çıkaracaksınız? Aziz Dadaşlar söyleyiniz bana; Demirtaş PKK’lı değil mi? Demirtaş terörist değil mi? Demirtaş bölücü değil mi? Demirtaş hain değil mi? 6-8 Ekim olaylarında 37 kişinin katili değil mi? Dahası Osman Kavala Türkiye aleyhtarı bir casus değil mi? Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 2 Ağustos 2022 Salı günü buraya kadar gelip Erzurum Kongresi’nden bahsetmeye, Nutuk’tan pasajlar okumaya kesinlikle hakkı yoktur. Kaldı ki buna samimiyeti, siyasi ahlakı, mizacı, müktesebatı, siyaset tercihi ve vicdan sağlığı da elvermeyecektir. 8 Eylül 2020 tarihinde, Kılıçdaroğlu gerçek niyetini açıkça deşifre etmiş ve şöyle demişti: ‘Sanıyor ki Osman Kavala da Selahattin Demirtaş da ben ettim sen etme diyecekler. Asla demezler. Haksız yere içeride tutulanlar içeride kaldıkları süreyi göğüslerinde hep bir şeref madalyası olarak taşıyacaklardır.’ Demek ki neymiş? Bir teröristin, bir casusun göğsüne şeref madalyasını layık gören, bu küflü madalyayı asmak için fırsat kollayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başkası değilmiş. Erzurumlu muhterem bir vatandaşımızın ‘Niye PKK ile ittifak yapıyorsunuz?’ sorusu yanlış mıdır? Yersiz midir? Haksız mıdır? Elbette değildir. Bu isabetli soruya Kılıçdaroğlu’nun telaşlı cevabı, bela dilemesi, zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışması beyhude çırpınıştır ve suçüstü halidir. Allah her şeyi gören ve bilendir” ifadelerini kullandı.

haberler Bahçeliden, Kılıçdaroğlunun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiyeye meydan okumadır

AFİŞ AÇIKLAMASI: GAKKOŞLAR HAMD OLSUN KILIÇDAROĞLU’NA DERSİNİ VERDİ

“HDP ile yanak yanağa vererek milli mensubiyeti ağır hasar alanlar kimlerdir?” diyen Bahçeli, “CHP, İP ve diğerleri bu karanlık kervana dahil olmadılar mı? HDP’ye bakanlık sözü veren mayası lekeli suretler kimlerdir? Zillet ittifakının başını çeken CHP bu tezgahın tam ortasında değil mi? Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde Elazığ’a gitti. Gakkoşlar hamd olsun Kılıçdaroğlu’na dersini verdi. Elazığ’daki billboardlar ağyarını mani efradını cami afişlerle süslendi. Kılıçdaroğlu’nun terörist Demirtaş’a ‘şeref madalyası takacağım’ sözü afişe edildi. Yine Kılıçdaroğlu’nun ‘Terörist Demirtaş ile Osman Kavala serbest kalsın’ sözüyle ‘YPG vatanını koruyan örgüttür’ açıklaması cümle aleme gösterildi. CHP’li bir milletvekilinin ve aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun dış politika başdanışmanının utanmadan ‘Türkiye maalesef Azerbaycan’a yardım ediyor’ diye yaptığı açıklama da gözler önüne serildi. Bu pankartlarda yazılanların hepsi doğrudur, hatta fazlası vardır. Kılıçdaroğlu’nun Gakkoşların ucuz provokasyon yaptığını iddia etmesi rezil bir üsluptur, kirli bir ağızdır, hakaret içerikli bir iftiradır. Üstelik Kılıçdaroğlu, Demirtaş’a ‘şeref madalyası takacağım’ sözünün yazılı olduğu afişin önünde poz verip ‘barışacağız’ demesi Elazığ’a, Erzurum’a, Gümüşhane’ye, Erzincan’a, Bingöl’e, Bayburt’a, ezcümle bütün Türkiye’ye meydan okuma küstahlığıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, barışmayı planladığın kimdir? Kucaklaşmayı hayal ettiğin kimlerdir? Terörist Demirtaş’ın adının geçtiği ve senin madalya takacağının yazılı olduğu afişin önünde ‘barışacağız’ mesajı vermen PKK’ya müzakere ve mütareke teklifi olarak görülmeyecek midir? Kılıçdaroğlu’nun, ‘yurttaşlarımızın kırılan kalplerinin ne olacağını kimse düşünmüyor’ açıklamasının adresi neresidir, mana ve maksadı nedir? Eğer kalbi kırık birileri varsa, onlar şehit analarıdır, şehit babalarıdır, yetim yavrulardır, dul gelinlerdir, kalbi yerinden sökülecek olanlar da şerefsiz teröristlerdir. Sayın Kılıçdaroğlu, kimi kandırıyorsun? Herkesi kör ve ahmak mı sanıyorsun? Afiş önünde paylaştığın fotoğraf, PKK’lı teröristlerle gıyaben çektirilmiş bir aile fotoğrafıdır. Bu fotoğraf, vatan haini Demirtaş’a şükran gösterisi, seninleyim mesajıdır. Türk milleti böylesi bir bölücü işbirliğini asla affetmeyecek, zamanı geldiğinde bunun hesabını zillet ittifakının her partisinden birer birer soracak, burunlarından fitil fitil getirecektir” açıklamalarında bulundu.

haberler Bahçeliden, Kılıçdaroğlunun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiyeye meydan okumadır

“TÜRKİYE’DE KÜRDİSTAN DİYE BİR BÖLGE YOKTUR, OLMASI HAM HAYALDİR, OLDURMAYA ÇALIŞANLARIN AKIBETİ İSE MAHVI PERİŞANLIKTIR”

Bahçeli konuşmasının devamında, “Terörist Demirtaş, İmralı canisinin heykelini dikeceklerini söylüyordu. Kılıçdaroğlu bu melun söyleme tutumuyla destek vermiştir. Kılıçdaroğlu PKK’nın emellerine alenen sarılmıştır. Kılıçdaroğlu, net konuşsun, bir defa da olsa dürüst bir şekilde itiraf etsin: İmralı canisinin serbest kalmasını diğer ittifak ortaklarıyla konuştu mu? Böyle bir gizli ajandaları var mı? PKK’lı teröristlerin affıyla ilgili bir hazırlıkları bulunuyor mu? Sözde Kürdistan’ın kurulması hususunda ikna edildiler mi? Okyanus ötesinden kripto mesaj aldılar mı? CHP Parti Meclis üyesi bir çürümüş, ‘Diyarbakır Kürdistan’ın bir parçasıdır”, dedi mi, dedi. Bu müptezel saptırmayı herkes duydu. Kılıçdaroğlu’ndan bir tekzip, bir tepki, bir itiraz duyuldu mu? Beklendiği üzere duyulmadı, kaldı ki duyulamazdı. Sözde Kürdistan hezeyanı PKK’nın, mazisi bir asrı geçen sömürge planlarının hunhar bir amacı olarak milli hafızada kayıtlıdır. CHP’yle tek yumurta ikizi olan HDP’nin eski eşbaşkanı temelsiz Sezai, peruk takıp kaçmaya çalışan terörist milletvekili Semra Güzel’in kıskıvrak yakalanmasından sonra demişti ki: ‘Diyarbakır’ın size sözü olsun, bu memleketi başınıza yıkacağız.’ Bu temelsiz haine diyorum ki, ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız, fistan da giyseniz, eşarp da bağlasınız, peruk da taksanız Türk devletinin nefesi ensenizdedir. Kaçamazsınız, kurtulamazsınız, gök kubbenin başınıza yıkılmasına engel olmazsınız. Diyarbakır, Türk-İslam medeniyetinin göz bebeği bir şehirdir, teröristlere, bölücülere, çocukları dağa kaçıran barbarlara haddini mutlaka bildirecektir. Türkiye’de Kürdistan diye bir bölge yoktur, olması ham hayaldir, oldurmaya çalışanların akıbeti ise mahvı perişanlıktır. Şerefin tavizi olmaz, namusun tavizi olmaz, bunlarla mündemiç vatanın tavizi olmaz, milletin tavizi olmaz, devletin teslim olması diye bir şey söz konusu olamaz. Beş kuruşa vatan satan, üç kuruşa köle, bir dolara da hain olur. Nefsine yenilen iki dünyasını heba ve heder eder. Türk milleti köleliği, zilleti, hezimeti, meskeneti, teslimiyeti, istila heveslerini elinin tersiyle itmiş, her defasında kafasını ezmiştir. Tıpkı Milli Mücadele yıllarında olduğu gibi, tıpkı 15 Temmuz gecesinde yaşadığı gibi. Millet bizimledir, zafer sabredenlerindir, sefer bizden, gayret bizden, mücadele bizden, takdir Yüce Allah’tandır. Bölücüye, teröriste, vandallara, vatansızlara, milliyetsizlere, iblis piyonlarına, yıkım müteahhitlerine, zillet ittifakına bırakılacak ne ülkemiz ne de yurdumuz vardır. Maalesef ve aleni şekilde görülüyor ki, CHP yönetimi PKK’yla sadece ittifak halinde değil, bu bölücü ve cani örgütün yedeği haline gelmiştir” şeklinde konuştu.

haberler Bahçeliden, Kılıçdaroğlunun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiyeye meydan okumadır

“GÖRÜNÜRDE ALTI PARTİ BİR MASADADIR, FAKAT MASANIN ALTI YILAN ÇIYAN KAYNAMAKTADIR”

Bahçeli altılı masaya da sert çıkarak, “Kılıçdaroğlu Erzurum’a geldi, burada esti gürledi, vatan ve bayrak istismarına dayandı, sonra koşa koşa, bir plan dahilinde, PKK’nın telkinleriyle Şırnak Uludere’ye gidip nifak yaydı, bölücülüğün diline saplanıp kaldı. 8 Ağustos 2022 tarihinde konuyla ilgili olarak aynen şunları söylemiştim: ‘Şırnak’ın Uludere ilçesinin Ortasu köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde yaşanan müessif hadisenin üzerinden geçen 11 yıl sonra helalleşme maskesi altında bölücü tezlere destek vermek, terör örgütünün değirmenine su taşımak aymazlık ve tabansızlıktır. Kılıçdaroğlu özellikle şunu bilmelidir ki, Türkiye’de ‘Roboski’ diye bir yer yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.’ Bu Kılıçdaroğlu Yozgat’ta başka Van’da başkadır, Erzurum’da başka Şırnak Uludere’de bambaşkadır. Zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayının hüviyetiyle ilgili arayışı da iyice sarpa sarmıştır. İttifak içinde ittifaklar yeşermekte, kulisler birbirini kovalamakta, dedikodu çarkı dönmektedir. Görünürde altı parti bir masadadır, fakat masanın altı yılan çıyan kaynamaktadır. HDP, FETÖ, PKK, AB-ABD, Türk düşmanları bu masanın altında zehir imalatıyla meşgul olmaktadır. Bu masa fitne masası, suç masası, kumar masası, cehalet masası, zillet masasıdır. Terörle mücadeleye hayır diyen bunlardır. İHA’ya, SİHA’ya karşı çıkan bunlardır. Mavi vatandaki varlığımıza karşı gelen bunlardır. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da ne işimiz var diyen bunlardır. Milli meselelere şaşı bakan bunlardır. Türkiye’yi sürekli kötüleyen ve kuyusunu kazan bunlardır” diye konuştu.

haberler Bahçeliden, Kılıçdaroğlunun fotoğrafına çok sert tepki: Türkiyeye meydan okumadır

Miting alanında boş yer bulamayan bazı vatandaşlar ise Bahçeli’nin konuşmasını ağaca çıkarak izledi.

Pelosi isimli küresel provokatörün 17 Eylül Cumartesi günü Erivan’ı ziyaret ettiğini vurgulayan Bahçeli, “Çünkü bir gün önce Özbekistan’ın Semerkant kentinde toplanan Şanhay İşbirliği Teşkilatı’nın 22. Devlet Başkanları Zirvesi’ne Türkiye mührünü vurmuştu. Fakat ABD’nin müesses nizamı Pelosi eliyle misilleme yaptı. Rövanş için Pelosi yeniden sahaya sürüldü. Bu bayan, Erivan’daki sözde Ermeni soykırım anıtında timsah gözyaşları döktü. Saldırgan Ermenistan’ı arkalayıp Türkiye ile Azerbaycan’ı suçladı ve dedi ki: ‘Otokrasiyle mücadelede Ermenistan’ın yanındayız.’ Karabağ’da barış ve huzuru dinamitleyen, kalıcı çözüm arayışlarını sabote eden ne Azerbaycan ne de Türkiye’dir, biliniz ki suçlu yalnızca Ermenistan’dır. 19 Eylül’de CHP’nin geveze ve ağzı yalan saçan sözcüsü de şunları kaydetti: ‘Biz CHP olarak otokrasiden değil demokrasiden yanayız.” Merhum Abdürrahim Karakoç bakınız ne diyordu: ‘Beden ölür, çürür, cana bakın siz. Kim kiminle yürür, ona bakın siz. Bırakın dönsün dönme dolaplar, Haktan, hakikatten yana bakın siz.’ Zulme ve işgale sessiz kalan ABD’li Peolisi’yi çok gecikmeden selamlayan, Erivan kışkırtmasını tamamlayan, aynı ifadelerle sizinleyiz mesajını ulaştıran süngü düşürmüş, teslim bayrağını çekmiş odak CHP yönetimidir. Eğer soykırım görmek isteyen varsa, katliam nasıl oldu diye düşünen oluyorsa gelsinler Erzurum’a baksınlar, hala anlatılan acıklı ve tüyler ürperten eziyetleri, işkenceleri, cinayetleri dinlesinler. Müslüman Türk’ün ölümüne suskun kalıp, olmayan bir soykırım yalanını siyasi ve ideolojik propaganda konusu haline getirenler iftiracıdır, vicdansızdır, hayâsızdır, insanlık değerlerine savaş açmış, küresel adaleti yok saymış kalpsizlerdir. Ermeni çeteleri, 1914 Mayısından 1922 yılı Mayısına kadar 518 bin 305 Müslüman Türk’ü katlettiler. Soykırım suçunun daniskası Ermeni katiller eliyle vatan coğrafyasında işlendi. 1915 olaylarının içyüzünü, perde arkasını, asıl mahiyetini saptırmak bir defa tarih suçudur, Türk milletine bühtan ve saygısızlıktır. İşte zillet ittifakı bunlara da tepkisizdir. Kendileri nedir ki, Cumhurbaşkanı adayları ne olacaktır! Bizim ise adayımız belli, kararımız nettir. Londra’da tek sıra halinde yapılan bilet kontrol kuyruğuna geçip otobüse binenlerden olmayıp, Birleşmiş Milletler 77.Genel Kurulu’nda adalet, insaniyet, merhamet, siyaset ve vicdan dersi veren Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayımızdır. ‘O Biden ise ben Erdoğan’ım’ diyen irade bizim Cumhurbaşkanı adayımızdır. Milli bekamız için başka bir alternatif yoktur. Beka, var oluştur. Milli varlığımızın kesintiye uğramadan devamıdır. Bekamız tehlikeye girerse yok oluş kaçınılmazdır. Hatta mezarlarımızın bile talan edilmesi makus kaderimiz olacaktır. 3.Dünya Savaşı konuşulmaktadır. Gıda, göç ve enerji krizi beşeriyeti kuşatmıştır. Coğrafyalar kargaşa içinde, provokasyonlar devrededir. Rusya kısmi seferberlik ilan etmiştir. Dünya diken üstünde, bıçak sırtındadır. Soğuk Savaş bitmiştir, ama sıcak savaşlar dönemi açılmıştır. Nükleer silah tehdidi her gün endişeleri körüklemektedir. Önümüzdeki yıllar kurşun gibi ağır olacaktır. Türkiye’nin güvenliği, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü her şeyin önünde ve üstündedir. Ülkemizin geleceğini teslimiyetçiler belirleyemez. Ülkemizin güvenliğini terörseviciler, emperyalizmin kuklaları tayin edemez. Yaparsak biz yaparız, Türkiye’mizi güven, huzur, istikrar ve gelişmişlik limanına biz taşırız. Bilmeyen varsa söyleyeyim, biz milletin ruh kökü olan Cumhur İttifakı’yız. Enflasyon bugün arttıysa, yarın iner. Hayat pahalılığı bugün varsa, yarın her şey ucuzlar. İşsizlik, yoksulluk, terör, gelir dağılımı adaletsizliği mutlaka kökünden çözülür. Biz Cumhur İttifakı’yız, lider ülke Türkiye’nin mimarıyız. Ancak vatan elde giderse bu ağır sorun nasıl telafi edilecektir? 16 Şubat 1916’da işgale uğrayan Erzurum’da, yurdundan yuvasından mahrum kalıp göç yollarına düşen onbinlerce millet evladının köşkü olsa, serveti olsa, binlerce dönümlük tarlası tapanı olsa neye yarayacaktı? Türkiye’ye sahip çıkacağız, Cumhuriyet’in yüzüncü yıl dönümünü cumhurun zaferiyle taçlandıracağız. Türk milleti, artık maskeleri düşmüş ihanet odaklarını tanımalıdır. Bunlar, bazen bölücü terörün sözcülüğünü yaparak masa başında boy göstermektedir. Bu bedhahlar, bazen sözde aydın, bazen yazar-çizer, bazen sivil toplum örgütü, bazen iş adamı, bazen de siyasetçi kisvesi altında kinlerini kusmaktadır. Bizim ilhamımız Samsun, Havza ve Amasya’dan sonra 26 Haziran 1919’da yollara düşüp 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a gelen ve ardından 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında milli bir kongre toplayan Atatürk ve Milli Mücadele kahramanlarıdır. Biz, manda ve himayeyi reddeden inanmışlığın tarafıyız. Biz, tam bağımsızlığımızı ve milli bekamızı son damla kanına kadar müdafaa edecek iman ve irade gücünün tarafıyız. Biz, Misakı Milliyi and bilen sarsılmaz sadakatin tarafıyız. Biz, ya istiklal ya ölüm seslenişinin tarafıyız. Biz, ölürsem şehit kalırsam gaziyim diyen fedakârlığın tarafıyız. Türk vatanı has bahçemiz, Türk milleti baş tacımız, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Bingöl, elbette Türkiye kara sevdamızdır. Merhum Cemil Meriç diyordu ki: “Taraf tutmayan insan şahsiyeti felce uğramış insandır. Ben tarafım, hakikatin tarafıyım.” Biz de tarafız, hem hakkın, hem halkın, hem de hakikatin tarafındayız. Çağrımız, önce ülkem ve milletim diyen herkesedir. Çağrımız bu vatan benim, bu bayrak benim, bu ülke benim diyen her kardeşimizedir. Gelin bir olalım, iri olalım, el ele verelim, hep birlikte Türkiye’nin ve Türk milletinin gücünü gösterelim” açıklamalrında bulundu.

Read More

Haberler 400 milyon dolarlık servet mücadelesi

Haberler 400 milyon dolarlık servet mücadelesi

Haberler

Ünlü film serisi “Rambo” ile tanınan Hollywood yıldızı Sylvester Stallone, ayrı yaşadığı eşi Jennifer Flavin’den boşanmak için özel olarak görüştüğü ve ünlü aktörün 400 milyon dolarlık servetini korumak için evlilik sözleşmesinin bulunmadığı ortaya çıktı. Flavin’in Stallone’un Rottweiler cinsi köpeğini evde istememesi üzerine çıkan kavganın ardından çiftin ayrılmaya karar verdiği belirtilirken, Flavin’in Ağustos ayında boşanma davası açtığı öğrenildi. 

Anlaşmaya çalışıyor

TMZ’nin elde ettiği yasal belgeler, Stallone’un malvarlığını korumak için bir evlilik anlaşması olmadığını da ortaya koyarken, bu nedenle ünlü aktörün servetini koruyabilmek için Flavin ile birebir görüşerek anlaşmaya çalıştığı belirtildi. Stallone ve Flavin’in mal paylaşımını müzakere etmek amacıyla mahkeme işlemlerini askıya aldığı ifade edildi. Öte yandan, mahkeme belgelerine göre, Flavin aktörü evlilik varlıklarını taşımaya çalışmakla suçluyor ve Palm Beach’teki evlerinin ‘münhasır kullanımını’ talep ediyor. Ancak Stallone ise buna karşı çıkıyor.

Read More

Haberler 400 milyon dolarlık servet mücadelesi

Haberler 400 milyon dolarlık servet mücadelesi

Haberler

Ünlü film serisi “Rambo” ile tanınan Hollywood yıldızı Sylvester Stallone, ayrı yaşadığı eşi Jennifer Flavin’den boşanmak için özel olarak görüştüğü ve ünlü aktörün 400 milyon dolarlık servetini korumak için evlilik sözleşmesinin bulunmadığı ortaya çıktı. Flavin’in Stallone’un Rottweiler cinsi köpeğini evde istememesi üzerine çıkan kavganın ardından çiftin ayrılmaya karar verdiği belirtilirken, Flavin’in Ağustos ayında boşanma davası açtığı öğrenildi. 

Anlaşmaya çalışıyor

TMZ’nin elde ettiği yasal belgeler, Stallone’un malvarlığını korumak için bir evlilik anlaşması olmadığını da ortaya koyarken, bu nedenle ünlü aktörün servetini koruyabilmek için Flavin ile birebir görüşerek anlaşmaya çalıştığı belirtildi. Stallone ve Flavin’in mal paylaşımını müzakere etmek amacıyla mahkeme işlemlerini askıya aldığı ifade edildi. Öte yandan, mahkeme belgelerine göre, Flavin aktörü evlilik varlıklarını taşımaya çalışmakla suçluyor ve Palm Beach’teki evlerinin ‘münhasır kullanımını’ talep ediyor. Ancak Stallone ise buna karşı çıkıyor.

Read More

Haberler Cemal Hünal: Bu ülkede sosyal medya fenomeniyle iyi geçiniceksin

Haberler Cemal Hünal: Bu ülkede sosyal medya fenomeniyle iyi geçiniceksin

Haberler

24.09.2022 – 09:15 | | MESUT YILMAZ

Haberler Yapımcılığını Levent Cengizhan’ın üstlendiği, 30 Eylül’de izleyiciyle buluşmaya hazırlanan ‘Yanlış Anlama 2’ filminin oyuncuları, önceki gün Etiler’de bir mekanda basın mensuplarının karşısına çıktı.

haberler Cemal Hünal: Bu ülkede sosyal medya fenomeniyle iyi geçiniceksin

Çekimlerin çok iyi geçtiğini ve özellikle Yılmaz Gruda ile çalışmanın ayrı bir mutluluk olduğunu ifade eden Cemal Hünal, komedinin dramadan daha zor olduğunu söyledi: Komedi bizim sanatın en ince tarafı. Üzülmek daha kolay, insanları güldürmek daha zor.

“İNSANI YERDEN YERE VURUYORLAR”

Sosyal medya fenomenleriyle kamera karşısına geçen Hünal, “Bu ülkede gazeteciyle, sosyal medya fenomeniyle iyi geçiniceksin arkadaş. Ben normal hayatta da kolay kolay yorum yapmam sosyal medya fenomenlerine. İnsanı yerden yere vuruyorlar vallahi” diyerek gülümsedi.

haberler Cemal Hünal: Bu ülkede sosyal medya fenomeniyle iyi geçiniceksin

Read More