“Gülen kaçabilir”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Gülen’in kaçma ihtimali olduğu için kırmızı bülten çıkarıldığını söyledi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen için hem kırmızı bülten çıkarılacağını hem iade talebinde bulunulacağını açıkladı. Bozdağ gerekçenin ise “Gülen’in bulunduğu adresten kaçma ihtimali” olduğunu söyledi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ katıldığı televizyon programında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Fethullah Gülen’in iadesi konusunda açıklamalar yaptı. Bozdağ, Gülen’in kaçma ihtimaline karşı hakkında hem İnterpol’de kırmızı bülten çıkarılacağını hem Amerika’dan iadesinin talep edileceğini söyledi.

Bozdağ, Amerika’nın iade talebine olumlu yanıt vermesini beklediklerini de belirtti.

Bozdağ, “paralel yapıların tarih boyunca görüldüğünü ancak her seferinde tarihe gömüldüklerini” ifade etti.
 

Kaynak Sözcü

Netanyahu’dan “Filistin tasarısına red” çağrısı

Netanyahu: Uluslararası camiadaki sağduyulu aktörleri, Filistin’in devlet olarak tanınmasına yönelik tasarıyı reddetmeye davet ediyoruz.

İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail’e yönelik diplomatik saldırılar olduğunu öne sürerek, “Uluslararası camiadaki sağduyulu aktörleri, Filistin’in devlet olarak tanınmasına yönelik tasarıyı reddetmeye davet ediyoruz” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail askerleriyle Hanuka mumu yakma töreninde yaptığı konuşmada, ülkesinin iki koldan saldırıya uğradığını belirterek, “Bunlardan birincisi Hamas terörü ve diğer örgütler, diğeri ise Filistin tarafından yapılan diplomatik saldırılardır” dedi.

Her iki saldırıya da karşı koyduklarını ifade ededn Netanyahu, “Hafta sonu Hamas’a net bir mesaj gönderdik. ‘Bir füzenin fırlatılmasına bile tahammülümüz yok ve atılan her füzeye misliyle karşılık verilecek” diye konuştu.

İsrail’e yönelik diplomatik saldırılara da açık mesajları olduğuna işaret eden Netanyahu, “Uluslararası camiadaki sağduyulu aktörleri, Filistin’in devlet olarak tanınmasına yönelik tasarıyı reddetmeye davet ediyoruz. Her halükarda bu tasarıya güçlü biçimde karşı olacağız ve herhangi bir diktaya da boyun eğmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Kaynak Sözcü

Yakıt deposunda esrar sevkiyatı

Aksaray’da şüphe üzerine durdurulan otomobilin yakıt deposunda 15 kilogram esrar ele geçirildi, 2 kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Aksaray-Adana karayolunda rutin denetim yapan İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekipleri, şüphe üzerine A.A. (27) idaresindeki otomobili durdurdu. Ehliyet ve ruhsat sorduğu sürücünün tedirginliğinden şüphelenen ekipler, araçta arama yaptı.

Yakıt deposunda poşetlere sarılı 15 kilogram esrar ele geçirildi, sürücü ile yanındaki V.Y. (19) gözaltına alındı.

Kaynak Sözcü

Emin Çölaşan’a mektuplar

Emin Çölaşan’ın notu:
Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.

_______________________________________

yolsuzlukla ilgli yazdıklarınızı takip ediyorum.Çoğu medya kuruluşu korkudan sinmiş durumda.dik duruşunuz ve korkusuzca yazılarınız bizleri menmun ediyor.Teşekkürler.

afet

_______________________________________

Sayın Çölaşan, Osmanlıcanın aktüel olduğu şu günlerde Osmanlıcadan bir örnek sunuyorum. En derin saygılarımla.

Sarıklı hoca, medresede ders anlatırken, genç mollalardan biri parmak kaldırmış:
“Susadım hocam!”
Hoca sinirlenmiş: “Öyle denmez… Derûnum âteş-i nâr ile püryân idigünden, bir kadeh lebrîz âb-ı hoşgüvâr, nûş eyleyerek, teskîn-i âteş ve bu sûret ile iktisâb- ı ferâh-ı bî-şumâr eylemeliyim… demeliydin…
Cahiller gibi susadım, demek olur mu?”

Aradan zaman geçmiş, bir gün sınıftaki mangaldan sıçrayan bir kıvılcım, gelip hoca efendinin sarığının kıvrımına girmiş…
Genç molla hemen parmağını kaldırmış: “Ey hâce-i bî-misâl, v’ey üstâd-ı zî-kemâl, bu şâkird-i pür-ihmâl, şol vechile arz-ı hâl eyler ki; bu hikmet-i müte’âl, nâr-ı mangaldan bir şerâre-i cevvâl pertâb ile ser-i âliyyü’l âlinizdeki sarığı iş’âl eylemiştir.”
Hoca, elini sarığına atar atmaz, sarık tutuşur, hemen pencereden fırlatır: “Bre mel’un, sarığın tutuştu desene!”
Genç molla da: “Aman hocam, cahiller gibi, yandı, tutuştu denir mi?” demiş.
Yalcin
 
_______________________________________

AĞZINI AÇMA!
Ağzını açtın mı silahlı örgüt kurmak, devleti yıkmaktan müebbet hapisle yargılanıyorsun. Çarşı grubu” her yer Taksim ” diyerek bağırdı. Sesin gücü çok yüksek desibel olduğu için devlet sarsıldı ,az daha yıkılıyordu. Allahtan yıkılmadı ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanırlardı.

Hasan
_______________________________________
Bu nasıl 1 ülke ve devlet!

Kimilerine,Devleti soymak serbest!
Kimilerine, Ulusun a……. k….         serbest ve ödüllü!
Kimilerine, Anayasa ve yasalar çalışmıyor!
Kimileri, kafasına göre takılıyor!

Ben ve benim gibi yüzbinler, gaspvari, haybeye aylık138-250 TL GSS primi ödüyor!

Emeklilik için 160 günüm eksik, yatmış günler dikkate alınmıyor ve GSS ye tabiyim!
49 yaş vurdu! mayıs ayında doluyor!
Parasını ödeyecek sponsor buldum! Sigortalı gözükecek yer bulamıyorum!

Kimileri,
soyuyor!
Koyuyor!
Döşüyor!
Kesiyor!
Kırıyor!

Birileri de çıkıyor, Bu memlekette ki insanların, %99,9 u Müslüman diyor!

Çıldırmak! Katliam yapmak! An meselesi!

Yine de, her şeye rağmen, İNSAN olmaya ve kalmaya çalışmak!
İnanın çok zor! ZOR!

Türk Evladı
_______________________________________

Merhaba Emin Bey,
Gazete ve özellikle gazetedeki köşe yazılarını okumak için her gün bir fırsat mutlaka yaratırım. En yoğun olduğum günlerde ise mutlaka sizin köşe yazınızı okuyup yoğun günüme devam ediyorum :)
Lakin benim kafamı uzun süredir meşgul eden bir nokta var; Bir kadın olarak ve özgürlüğüne çok düşkün bir kadın olarak Atatürk’e neler borçlu olduğumun fazlasıyla farkındayım. Bilim tarihi alanında master bitiyor doktoraya başlayacağım ve bütün bu eğitim boyunca Cumhuriyet dönemi bilim ve teknoloji politikalarını, eğitimde ve sağlık alanında yapılan çalışmaları çok yakından takip etme fırsatım oldu. Aynı zamanda Osmanlılarda Bilim ve Teknoloji adı altında derslere katıldım. Yazdıklarınızın hepsini ciddiyetle okuyor ve içtenlikle düşüncelerinize hak veriyorum yalnız bir konu kafamı kurcalıyor; neden Osmanlı’dan bu kadar kötü bahsediyorsunuz? Yani bir Kanuni dönemi Osmanlısı, bir Fatih Sultan Mehmet dönemi Osmanlısı da bu kadar eleştiriyi hakediyor mu? Osmanlı yönetim anlayışı bana göre kökten yanlış. Ama İslam biliminin Osmanlı zamanında (tabii ki 16. Yüzyıla kadar olan süreç ) zirve yıllar yaptığı da yadsınamaz gibi geliyor bana.
İyi çalışmalar
Saygılarımla

Hande

_______________________________________

Baştaki AB ye girme konusunda Tayyipin samimi olduğuna inanıyorum.Ancak etrafındaki o dar oligarşik çevre onu o kadar büyüttü kibrini artırdı ki adam şaşkına döndü.Dünyada üç lider var. obama putin ve erdoğan dediler, halifeyi ruyi zemin dediler, dokunmak sevap, Allah’ın bütün vasıflarını taşıyor dediler kendini bişey sandı.Eeee haliyle dünya liderinin kimseye eyvallahı kalmadı.Olan ülkemize oldu.
Sefer

_______________________________________

Int NY Times

Ilhan
Sevgi selamlar…

_______________________________________

Sayın Çölaşan,
Size yazılan bu mektup esasında gazeteniz yönetimine seslenmektedir.
Gazeteniz temsilcisi (muhabiri) Yavuz Alatan’ın Tayyip’in bulunduğu ortamda ne işi vardı?
Uçağa alınmayan bir kişinin trene de alınmayacağını öngörülemedi, daha doğrusu
bunların ne mal olduğunu hala öğrenilemedi.
Ezelden beri saygı duyduğum dört meslek vardır:
Gazetecilik, doktorluk, öğretmenlik ve hakimlik.
Bugünlerde elma ile armutlar (veya çürük elmalar)  karıştı.
Ahlaksız bir kişinin sarı basın kartı taşıması gazeteci olduğu anlamına gelmez.
Kuddusi Okkır’ın ölüm döşeğindeki fotoğrafı gözümün önünden hiç gitmiyor.
17-25 Aralık’tan sonrasını şöyle özetlemek mümkün:
“filler tepişirken çimenler ezilir”
Sn. Ali Sirmen’in geçenlerde;
“AKP yalnızca laiklik karşıtı eylemlerin odağı değil, aynı zamanda tüm demokrasi
karşıtı eylemlerin de odağıdır.” şeklindeki saptaması çok geç kalmış bir yerindelik.
Hangi iktisat okulundan mezun olduğu bile esrarını koruyan ve tartışılan birisinin
(sevgili Bekir Coşkun’dan alıntı) kendilerine “merkep” yakıştırmasının altında
kalanların insan yüzüne nasıl bakabildiklerini çok merak ediyorum doğrusu.
Bir cumhurbaşkanını beğenirsiniz, beğenmezsiniz; oy verirsiniz, vermezsiniz anlarım.
Ama nefret etmezsiniz!.
Önceki gün söyledi : “bizi sırtımızdan hançerlediler”
Meali de şu : “Biz ülkeyi soyarken foyamızı açığa çıkardılar”
AKP ikinci bir paraleldir.  Bu tanımlama hiçbir yerde yazılmadı, yazılamadı.
Bu ülkenin başına gelmiş ve gelecek her müsibet, AKP nin kapatılmasını engelleyen
hukukçu müsvettelerinin boynunda ilelebet asılı bir yafta olarak tarih sayfalarında
yerini alacaktır..
Gemi iyice azıya aldılar.
Şimdi de harf devrimi ile uğraşıyorlar ve “ayyaş” tan da öteye geçerek “A.O.Ç” veya
“Atatürk Orman Çiftliği” şeklindeki söylemi “Atatürk O.Ç.” şeklinde kullanma
alçaklığını gösterebilmektedirler…
Vurgunları örtbas etmek için ne mümkünse yapıyorlar.
İnanın, ben de dahil olmak üzere; yakın çevrem ve arkadaşlarım
Türk’lüğünden, bayrağından, dininden soğudu. Gazete almıyorlar, haber dinlemiyorlar.
“olmaz olsun böyle memleket” noktasına geldik.
Süheyl Batum CHP den ihraç edildi. Cumhurbaşkanı adayı olarak lanse edilecek
kadar saygı duyulan Emine Ülker Tarhan da gitti.
Biri bana ulusalcılığın perspektifini çıkarsa da öğrensek.
Kıytırık bir parti genel başkanı bile halkı sokağa dökmekten söz ederken bizim anlı şanlı
Cumhuriyet mitinglerimiz nerede? 17-25 Aralık haftası tam zamanı değil mi?
Sözcü Gazetesinin misyonu CHP ye ve/veya Kılıçdaroğlu’na koltuk değneği
olmak değildir.
Sandık mı dediniz?
Basınımız kaybedilen seçimlerin faturasını yazlıkçılara kesmeye alıştı nasıl olsa..
Sevgi ve saygılarımla,
Ülkü Çetinkanat
_______________________________________

Sayın Çölaşan
Şimdilik meslektaşınızı trenden indirmekle yetinmişler. Ellerinden gelse alayınızı zenci karasına boyar bunlar. Saygılar Cenk

_______________________________________

Adam “Avrupa birliğine girmek gibi bir derdimiz yok, onlar kendi işine baksın” diyor. Aynı adam iş başına geldiğinde “Avrupa birliğine gireceğiz” diye hem halkı hem de aydın dediğimiz kişileri kandırmıştı. İstediği yasaları çıkararak, her şeyin başı olunca Avrupa birliğine de, aydın dediğimiz yazar çizerlere de ihtiyacı kalmadı. Şimdi efelenmenin tam zamanı ama Türkiye de. Senin ailenin  kişi başına düşen yıllık hasıla; Avrupa birliğinin kişi başına düşen yıllık hasıladan(GSYIH)  binlerce fazla! Az kaldı,30 milyon Euro kadar diyen çocuğun babasısın. Kamyonete sığmayan euro’su ,oturacak sarayı, gezecek uçağı, binlerce dalkavuğu  olan  adamın Avrupa birliğinde ne işi olur? Peki, kandırdığın vatandaşın durumu ne olacak?

Hasan

_______________________________________

Sevgili Emin Çölaşan
Özür dileyecek bir diğer grup da ‘’YETMEZ AMA EVET’’ takımıdır.
Şimdi bunlardan, özellikle sezan aksu hiçbir şey olmamış gibi sahneler de göbek atıp duruyor.
Eğer ki bu YETMEZ AMA EVETÇİ takım bir araya gelip de ‘’biz yanlış yaptık TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLİYORUZ’’ derlerse , Muhalefet ağzını açmadan 2015 seçimlerini kazanır.
Bildiğiniz gibi; AKP’ ye ‘OY’ veren kesim eğitimsiz ve cahil olduğundan bizim anlattıklarımıza burun büküyor, sizin anlattıklarınızı dinlemiyor,  duymuyor bile.
Erdoğan;  Dikkat ederseniz sadece bu kesime hitap ediyor. (Kitap bombadır, kadının cinsel objedir, Orta okulda baş örtüsü,Amerikay’ı Müslümanlar keşfetti, Osmanlıca,din,iman,alevi,Sünni,Cuma namazı çıkışında yapılan röportajlar  hep bu kesimin gönlünü okşamak için yapılıyor)
Bu kesim , doğru düzgün Haber takip etmiyor, Gazete okumuyor, Her şeyden habersiz yaşıyor.
Fakat; sempati duyduğu, çok sevdiği, gönül verdiği bir şarkıcı, bir türkücü, SİYASİ KİMLİĞİNİ AÇIKLADIĞINDA SORGUSUZ SUALSİZ O TARAFA YÖNELİYOR.
Sözcünün trenden apar topar indirilmesi, AKP’nin demokrasiden ne anladığının fili olarak gerçek yüzüdür. Hiç şaşırmıyorum.

Esenkalın
Osman

_______________________________________

Muhterem Kardeşim,

Şu andaki muktedire çanak tutanlar, yol verenler kanunları onların istediği şekilde yoranlar yarın hesap vermeyecekler mi? Yoksa onlara da mı dokunulmazlık mı var? Veyahut normal şartlarda değil anormal şartlarda mı hesap verecekler. Lütfen bu konuda şimdiki bürokratlara gerekli hatırlatmaları yapalım.
Sevgiler,saygılar.
Hasan

_______________________________________

Sevgili abim, halkımın ve zümremin sözcüsü. Şu an Şırnak’ ta konuşlu birliğin ileri üs bölgesinde görevini yapan bir rütbeliyim. Bu maili yazmamın amacı ne burada olan hudut sorunu ne sonu bitmek bilmeyen kaçakçılık ne de bölgedeki pkk sorunu.. (Malum muazzaf bir personel olarak burada olanları, yaşananları anlatmam.) Fakat zaten Ülkemizin bu yakasında olanları bizler kadar iyi bildiğinize eminim. Ben sizlere sadece ve sadece teşekkür etmek istiyorum.
Sizi yolda görsem babam gibi sarılırım buna emin olun. Siz ve diğer Sözcü yazarı Abilerim bu karanlık günlerde güneş gibi doğuyorsunuz. Başımızı eğdirmiyorsunuz hakkımızı hukukumuzu savunuyorsunuz. Size şunun garantisini vereyim ben, silah arkadaşlarım ve komutanlarım göğsümüz dimdik duruyoruz, Atatürk’ün yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Pkk ya göz açtırmıyoruz, işimizi aslanlar gibi yapıyor, Anaların emaneti Mehmetçiklere gözümüz gibi bakıyoruz. Ama bizler sadece emir kuluyuz. Bazı şeyler bizi ve özellikle de benim rütbemdekileri fazlaca aşıyor. Bu süreçte elimizden gelen tek şey Size ve diğer Abilerimize dua etmek, elimizden Sözcü’yü kalbimizden Atatürk’ü ve Türkiye sevgisini düşürmemek. Allah sizlerden razı olsun iyi ki varsınız arkanızda çok büyük bir ordu var ve uyumuyor buna emin olun, oturarak değil Hazır Kıt’a bekliyoruz. Size sonsuz saygı ve sevgilerimi yolluyor ellerinizden öpüyorum. Başınız dik kaleminiz tükenemez olsun.

_______________________________________

Emin bey merhabalar,

Ben sizin yazılarınızın hergün takipçisiyim. Ayrıca sizi arada sırada tunalıhilmi caddesinde görüyorum.

Sizden birşey rica edcektim. Anlatacağım bu konuyu hiç bir şekilde basında haber olarak görmedim. (Yada ben atladım.)

Şimdi evlere teblikatla asfalt vergisi adı altında bayağı yüklü bir vergi geliyor.  Belediyeye bunun neyin nesi olduğunu

arayıp sorduğumuzda  asfalt yenilemesi olduğunu söylüyorlar. Eğer tebliğat tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödersek,

%25 indirimli olacağını söylüyorlar. Bu vergi bana gelmedi, yakında gelecektir. Benim annelere geldi. Tutar tam 1.112.-TL

Babam bağkur emeklisi 72 yaşında insan. Aldığı maaş zaten nekadardır mağlum. Bu vergiyi nasıl ödeyecekler. Sizden isteğim Bu konuya köşenizde değinmeniz.

_______________________________________

Sayin Cölasan,

Türk halkinin cogunlugu birilerinin g.ünün kili olmaya, dinin yozlastirilip kullanilmasina, rüsvete, hirsizliga, kanunsuzluga umursamazlikla bakmaya, sadece kendi cikarlarini kollamaya, taa Osmanli devrinden bu yana alismistir. Onlara yetki verilse, simdi calanlar gibi onlar da calmaya, cebini doldurmaya dünden hazirdirlar.

NE BEKLIYORSUNUZ BÖYLE SARTLANMIS BIR HALKTAN??

Esen kalin

Resit

_______________________________________

Emin bey yazılarınızı her zaman takip ediyorum özellikle bugün kü yazınız için tebrik etmek istedim biz vatan severler aklı salim kişiler bu ülkeyi tekrar bunlardan kurtaracaktır,inanın bunlara oy veren,soyduysa beni soydu diyen g.t kılları ile aynı havayı soluduğum için utanıyorum.
Hoşçakalın,sağlıcakla.
Barış

Kaynak Sözcü

AKP’nin atama skandalları bitmiyor…

Işçiyi şube müdürü hastabakıcıyı genel sekreter yaptılar!

Saygı ÖZTÜRK- AKP’nin atama skandalları bitmiyor… Hakkari’de işçi Fikret Orakçı, Kanser Şube Müdürü, hastabakıcı Senar Hatim de üniversiteye genel sekreter olarak atandı…

AKP, Hakkari’nin ‘sağlığı’nı bozdu. İşçiyi kanser şube başkanlığına, hastabakıcı olan yandaşı da üniversite genel sekreterliğine atadı.

Hükümet, sağ­lıkta bü­yük adım­lar atıl­dı­ğını sıkça dile getiriyor ancak Do­ğu ve Gü­ney­do­ğu’da skan­dal­la­r ya­şa­nı­yor. AKP Hakkari İl Baş­ka­nı Ab­dul­mut­ta­lip Öz­be­k’­in ak­ra­ba­sı Dr. Ha­run Aşan, yap­tı­ğı ata­ma­lar­la par­mak ısırt­tı. Aşan, İl Sağ­lık Mü­dür­lü­ğü­’n­de Ve­ri Ha­zır­la­ma ve Kon­trol İş­let­me­ni ola­rak

gö­rev ya­pan Fey­sel Çift­çi­’nin Halk Sağ­lı­ğı Mü­dür­lü­ğü­’ne bağ­lı Des­tek Hiz­met­le­ri Şu­be Mü­dür­lü­ğü­’ne ve­ka­le­ten gö­rev­len­di­ril­me­si­ne iliş­kin 3 Aralık’ta valiliğe baş­vur­du.
VALİLİKTEN AY­NI GÜN ONAY ÇIKTI

Dr. Aşan, va­li­li­ğe gön­der­di­ği ya­zı­da  İl Sağlık Müdürlüğü’nde düz işçi olan Fik­ret Orak­çı­’nın Kan­ser Şu­be Mü­dür­lü­ğü­’ne ve­ka­le­ten gö­rev­len­di­ril­me­si­ni de istedi. Yazılar ay­nı gün Va­li Yar­dım­cı­sı Meh­met Emin Taş­çı ve Va­li Ya­kup Can­bo­lat ta­ra­fın­dan im­za­lan­dı. Gö­rev­len­dir­me onay ya­zı­sın­da, di­ğer­le­ri­nin han­gi gö­re­vi yap­tı­ğı be­lir­til­me­si­ne rağ­men, Orak­çı­’nın görevi belirtilmedi.

 

 

CHP’DEN REK­TÖ­RE İS­Tİ­FA ÇAĞ­RI­SI


CHP İl Baş­ka­nı Meh­met Baş da, Hak­ka­ri Üni­ver­si­te­si Ge­nel Sek­re­ter­li­ği­’ne, Va­n’­da has­ta­ba­kı­cı olan bir ki­şinin getirildiğini öne sürdü. Ge­nel Sek­re­te­r Se­nar Ha­tim de has­ta­ba­kı­cı ola­rak gö­rev yap­tı­ğı­nı doğ­ru­la­dı an­cak bu gö­re­ve Ağ­rı Üni­ver­si­te­si Ya­zı İş­le­ri Mü­dür­lü­ğü­’n­den gel­di­ği­ni söy­le­di. CHP İl Baş­ka­nı Baş, Rek­tör Prof. Dr. Ebu­be­kir Cey­la­n’­ın is­ti­fa etmesini is­te­di.

Kaynak Sözcü

Amerikalı öğrencileri Fenerbahçeli yapıyor

KOÇ Grubu yönetim kurulu üyesi ve şimdilik sadece Fenerbahçe kongre üyesi Ali Koç’un, mezun olduğu ABD’deki okulundan her yıl bir öğrenciyi ağırlıyor.

Analiz: Hayri Çetinkaya- KOÇ Grubu yönetim kurulu üyesi ve şimdilik sadece Fenerbahçe kongre üyesi Ali Koç’un, mezun olduğu ABD’nin Houston kentindeki Rice Üniversitesi’nden her yıl bir grup öğrenciyi Türkiye’de ağırladığı öğrenildi. Bunu Türkiye Houston Başkonsolosu Ferhat Alkan ve Houston Ticaret Ataşesi Engin Yaşar’la sohbetimizde öğrendik.
Bir dönem hastaneleri ile öne çıkan ve sadece devlet adamlarının, iş dünyasının önde gelen patronlarının tedavi için gittiği kent olarak bilinen Houston, şimdilerde İstanbul’dan direkt uçuşların başlamasının da etkisiyle Türk yatırımcıların radarına girmiş durumda. Türkiye Houston Başkonsolosu Ferhat Alkan, bulundukları bölgenin Türk girişimciler için cazip fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. Petrol başkenti durumundaki Houston’da sanayi yatırımlarının yanısıra hasteneleri ve üniversiteleri ile de çekim merkezi olduğuna değinen Alkan, “Houston akademik açıdan da çok zengin bir şehir. Şehri bu anlamda sırtlayan ise Rice Üniversitesi” dedi.
EN İYİ 19’UNCU ÜNİVERSİTE
Alkan’ın verdiği bilgiye göre, Rice ABD’nin şu anda en iyi 19’uncu üniversitesi. Şimdi konsolosluk ve buradaki ticari ataşelik, bu üniversitede MBA yapan öğrencileri Türkiye’ye getirmek için çalışma başlatmış. Bu öğrenciler yakında Türkiye’ye gelerek iş dünyası ve odalarla buluşacak. Aslında bunun ilk proje olmadığını belirten Ticaret Ataşesi Engin Yaşar, geçen yıl Harvard MBA öğrencilerinin de Türkiye’ye geldiğini ifade etti. Rice’ın en ünlü mezunlarından biri de Türkiye’de: Ali Koç. Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, önce Londra’nın ünlü okullarından Harrow School’da okudu. Rice’tan mezun olan Koç, yüksek lisansını ise Harvard’da yaptı.
Rice Üniversitesi ile ilgili konuşurken, Başkonsolos Alkan ilginç bir ayrıntıya dikkat çekti:

“Ali Koç’un Rice’la bağlantıları çok güçlü. Her yıl 20-25 üniversite öğrencisini Türkiye’de ağırlıyor. Onları Şükrü Saracoğlu’nda Fenerbahçe maçlarına götürüyor. Ve Rice’lı öğrencileri de Fenerbahçeli
yapmak için uğraşıyor.”

1907 Tribünü’nde Fener’i dinlediler
AB­D’­nin Ri­ce Üni­ver­si­te­si­’n­den 27 ki­şi­lik öğ­ren­ci gru­bu en son ge­çen mart ayın­da Fe­ner­bah­çe Şük­rü Sa­ra­coğ­lu Sta­dı­’nı zi­ya­ret et­miş­ti. Bu zi­ya­ret sı­ra­sın­da Fe­ner­bah­çe Ku­lü­bü Dış İliş­ki­ler Mü­dü­rü Tur­gut Acar, sta­dın 1907 Tri­bü­nü­’n­de Ame­ri­ka­lı öğ­ren­ci­le­re Sa­rı-la­ci­vert­li ku­lüp ta­ri­hi, ça­lış­ma­la­rı, fa­ali­yet gös­ter­di­ği alan­lar, ba­şa­rı­la­rı ve pro­je­le­ri hak­kın­da bil­gi­ler ver­miş­ti. Yö­ne­tim Ame­ri­ka­lı öğ­ren­ci­le­rin söz ko­nu­su zi­ya­ret­le­ri sı­ra­sın­da, sta­dın ya­nı­sı­ra Fe­ne­ri­um, Fe­ner­cell ve Fe­ner­bah­çe ya­yın­la­rı hak­kın­da da bil­gi­len­dir­me­yi ih­mal et­mi­yor. Ali Koç, ge­çen mart ayın­da­ki zi­ya­ret­te Ri­ce Üni­ver­si­te­si Sos­yal Bi­lim­ler Fa­kül­te­si De­kan Yar­dım­cı­sı İpek Mar­ti­ne­z’­e tüm ta­kı­mın ve ken­di­si­nin de im­za­sı­nın bu­lun­du­ğu Fe­ner­bah­çe for­ma­sı he­di­ye et­miş­ti. Mar­ti­nez de o dö­nem ku­lü­bün As­baş­ka­nı olan Ali Ko­ç’­a üni­ver­si­te­le­ri­nin 100 yıl­lık ta­ri­hi­nin anı­sı­na yap­tı­rıl­mış olan t-shir­ti ar­ma­ğan et­miş­ti.

Kaynak Sözcü

Tayyip Erdoğan bitmiştir!

Röportaj: Nil SOYSAL- Us­ta ka­lem Be­kir Coş­kun ile bu se­ne­ye ka­dar hep fark­lı fark­lı ga­ze­te­le­rin ya­za­rı ola­rak ko­nuş­muş­tum. Şim­di SÖZ­CÜ ya­za­rı ola­rak kar­şım­da. De­yim ye­rin­dey­se yü­zün­de gül­ler aç­mış. Ken­di­si­ne de söy­le­dim, bu­ra­da da söy­lü­yo­rum; ben Be­kir Coş­ku­n’­u hiç bu ka­dar ke­yif­li gör­me­miş­tim. Ya­zı­la­rın­da­ki o in­ce mi­zah, bü­tün soh­be­te ya­yı­lı­yor. Ge­çen yıl “Be­nim bil­me­le­rim­den çok, bil­me­me­le­rim ün­lü­dü­r” di­yen ün­lü ya­zar, bu yıl soh­bet­te bir de uğur ya­pı­yor. Her umut­suz söy­le­mi­ni ter­si çık­sın di­ye ade­ta üs­tü­ne ba­sa ba­sa tek­rar­lı­yor!…
Bir yıl ön­ce tam da 17 Ara­lık yol­suz­luk ve rüş­vet ope­ras­yo­nu son­ra­sın­da bir ara­ya gel­miş­tik. “Yıl­lar­dır an­la­ta­ma­dı­ğı­mı­zı ayak­ka­bı ku­tu­su an­lat­tı” de­miş­ti­niz. An­la­ta­bil­di mi aca­ba?
Val­la an­lat­tı, an­lat­ma­dı ben onu bil­mem. Ama ba­na ken­di­ni na­sıl his­se­di­yor­sun di­ye so­rar­san; iyi his­se­di­yo­rum. Çün­kü de­mek ki bu mil­let hak edi­yor. En azın­dan bu çık­tı or­ta­ya…

ASLINDA BENİM İÇİM SIZLIYOR
 “Tür­ki­ye bu sa­na müs­ta­ha­k” di­ye yaz­mış­tı­nız bir za­man­lar…
Ta­bi­i. Da­ha ilk se­çim­di. 2002’de se­çi­min er­te­si gü­nü yaz­dım o ya­zı­yı. Ya­ni Tür­ki­ye­’de ilk uya­nan adam be­nim. Gö­be­ği­ni ka­şı­yan adam te­zim de doğ­ru­lan­dı. Eğer bir top­lum bu ka­dar ulu or­ta do­lan­dı­rı­lıp so­yu­lu­yor­sa ve o top­lum hâ­lâ o in­sa­nı Cum­hur­baş­ka­nı ya­pı­yor­sa, bu top­lu­ma müs­ta­hak­tır. Bu­ra­da asıl so­run; top­lu­mun bel­li bir ke­si­mi… On­la­rın du­ru­mu­na ya­na­rım ben. Yü­re­ğin­de in­san sev­gi­si olan, do­ğa sev­gi­si olan, çağ­daş, mo­dern, al­nı açık, ba­şı dik, ay­dın in­san­la­ra ya­na­rım. On­la­ra gü­nah! Ama bak bir se­ne bit­ti. Dün­ya­nın en bü­yük soy­gu­nu bu. Ama bu olay­dan son­ra siz kal­kın, o in­sa­nı Cum­hur­baş­ka­nı ya­pın(!). Ya­ni bu­nu bu ka­dar kat­mer kat­mer bir uy­gar­lı­ğın üs­tü­ne otur­muş bir top­lu­mun yap­ma­sı kar­şı­sın­da, o za­man ge­ri­ye söy­le­ne­cek de bir şey kal­mı­yor. Ka­la ka­la iyi­yim, mut­lu­yum fi­lan de­mek ka­lı­yor(!). Nil as­lın­da içim sız­lı­yor!
DİKTATÖR İSTEDİKLERİNİ ELDE ETTİ

17 Ara­lık’a ta­kip­siz­lik ve­ri­lir­ken, bir yan­dan da he­pi­miz “ma­kul şüp­he­li­”yiz. So­kak­ta yü­rü­yor­su­nuz. Po­lis çe­vir­di. Ti­pi­ni­zi be­ğen­me­di, gö­tü­re­bi­le­cek si­zi. Na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?
Biz aşa­ma aşa­ma son ker­ti­ğe gel­dik. Şim­di dik­ta­tör bü­tün is­te­dik­le­ri­ni el­de et­ti. Ar­tık ken­di vu­ru­cu gü­cü­nü kur­du. Ama vu­ru­cu güç kork­ma­sın di­ye, on­la­rı ya­sal gü­ven­ce­ye alı­yor, olay bu. Ya­ni, ka­ba­da­yı­sı­na di­yor ki; “Git şu ada­mı pa­tak­la, ge­re­kir­se öl­dür, ben se­ni ko­ru­ya­ca­ğım!” Ga­ran­ti var. İş­te ka­nun! Olay­da­ki me­saj bu­dur.
 Ge­çen yıl ara­da kay­na­dı. Ama iki yıl ön­ce­ki soh­be­ti­miz­de, “Kı­lıç­da­roğ­lu çok ba­şa­rı­sı­z” de­miş­ti­niz…
De­miş­tim evet. O za­man üç se­çim kay­bet­miş­ti. Bu­gün kay­bet­ti­ği se­çim sa­yı­sı dört. Fa­kat se­ne­ye gö­re­cek­sin, yapılan be­şin­ci se­çi­mi de kay­bet­miş ola­rak biz bu­ra­da ko­nu­şa­ca­ğız.
O ka­dar mı emin­si­niz?
O ka­dar emi­nim. Çün­kü ge­çen­ler­de bir ye­mek­te bir ara­ya gel­dik Ke­mal Kı­lıç­da­roğ­lu ile. Ben Ke­mal Be­y’­e; “Se­çim­de şan­sı­nız var mı?” di­ye sor­dum. “Yo­k” de­di. Ken­di­si de­di bu­nu. “Biz ik­ti­dar olu­yo­ruz di­ye­bi­lir mi­si­niz?” de­dim. “Di­ye­me­m” de­di. Bu as­lın­da umut­suz­lu­ğu­mu da­ha çok ar­tır­dı. Şim­di tek umu­dum ne bi­li­yor mu­sun? Ben bu­gü­ne ka­dar ne de­sem ter­si çık­tı. Bu­gün di­yo­rum ki; “Ke­mal Bey se­çi­mi ka­za­na­ma­ya­cak.” İn­şal­lah ka­za­nır. Ama za­ten Ke­mal Bey ka­za­nır­sa, en çok ken­di­si şa­şı­ra­cak! Uzun sü­re ina­na­ma­ya­cak! Şok fi­lan ge­çi­re­cek hat­ta.
YENİ LİDER ÇIKMAZSA FELAKET OLUR

 Bir ay ka­dar ön­ce, “Ye­ni li­der­ler la­zı­m” di­ye bir ya­zı yaz­dı­nız. Ya­ni tek çı­kar yol ye­ni bir li­der mi? Bu­nu mu söy­le­mek is­ti­yor­su­nuz?
Bu bir şans ola­bi­lir. CHP ve MHP’­nin çı­ka­ra­ca­ğı or­tak baş­ba­kan ada­yı “ye­ni li­der­ler la­zı­m” ya­zı­mın ce­va­bı­dır. Eğer Kı­lıç­da­roğ­lu da, Bah­çe­li de, hat­ta he­pi­miz ger­çek­ten bu ül­ke­yi se­vi­yor­sak, çö­züm ara­yış­la­rın­da bu­nu da dü­şün­meliyiz. Sağ­cı­sı, sol­cu­su, mer­kez­ci­si, ko­mü­nis­ti, her­kes bir ara­ya ge­le­cek. Di­ye­cek­ler ki; “Biz se­çim­de tek li­der­le çı­kı­yo­ruz. Ye­ter ki dev­le­ti bu adam­dan kur­ta­ra­lım!” Yok­sa so­nu­muz fe­la­ket! Tür­ki­ye çok kö­tü gün­le­re gi­de­bi­lir. So­kak­lar kan gö­lü­ne dö­ne­bi­lir.
 Yi­ne bir Be­kir Coş­kun ya­zı­sı; “Şe­ri­at de­ğil de ne­”. La­ik­lik el­den git­ti mi?
Bu­gün bu yö­ne­tim şe­ri­at­tır. Bu adam çı­kıp, “Ben la­ik de­ği­li­m” de­di­ği za­man, şe­ri­atı za­ten ge­tir­miş olu­yor. Bu ül­ke­de ne din ilin­ti­si ol­ma­dan ya­pı­lı­yor ki? Me­se­la eği­tim, kül­tür-sa­nat… Han­gi­sin­de din un­su­ru yok? Bir ül­ke­nin her şe­yi ya­sa­lar ve ko­nu­lan he­def­ler­dir. Bun­lar din un­su­ru­na gö­re be­lir­le­ni­yor­sa, o ül­ke­de şe­ri­at var­dır.

DİNDARLARIN GÖZÜNDE DE BİTTİ
Ge­le­nek­sel soh­bet­le­ri­miz­de Tay­yip Er­do­ğan için üst üs­te “Ab­bas Yol­cu­” de­di­niz. Şim­di “Ab­bas Han­cı­” mı di­ye­cek­si­niz?
Ben “Ab­bas Yol­cu­” sö­zü­mün hâ­lâ ar­ka­sın­da­yım. Be­nim o sö­zü­mün ar­ka­sın­da­ki şey, onun bit­ti­ğiy­di. Hâ­lâ di­yo­rum; bu adam bit­miş­tir. Za­ten so­run da bu­dur. Bit­miş bir in­sa­nın o ma­kam­da otur­ma­sı so­run­dur. Tay­yip Er­do­ğan bü­tün dün­ya­da bit­ti. Bü­tün ay­dın­la­rın gö­zün­de bit­ti. Bü­tün din­dar­la­rın gö­zün­de bit­ti. Ba­ba­la­rın, so­kak­ta­ki in­san­la­rın gö­zün­de bit­ti. Her­ke­sin gö­zün­de bit­ti. Bu ada­mın bit­me­di­ği bir tek ke­sim var; sö­züm ona yüz­de 50 ci­va­rın­da, ama ne ol­du­ğu bel­li ol­ma­yan ve ba­na gö­re gö­be­ği­ni ka­şı­yan adam­lar… Sa­de­ce on­lar var ya­nın­da. Çün­kü kar­şı­sın­da mu­ha­le­fet yok.
Er­do­ğa­n’­ın ba­kan­lar ku­ru­lu­na baş­kan­lık yap­ma­sı da, top­lu­mu ge­re­cek ko­nu­lar ara­sın­da yer alır mı siz­ce?
Er­do­ğan ye­ni yap­tı­ğı yer­de pa­ra­lel hü­kü­met kur­du za­ten. Ken­di­si pa­ra­lel­ci! Di­ne, İs­la­m’­a gö­re de bu böy­le…
nSon söz?
İha­ne­ti sa­de­ce si­ya­set­çi­ler yap­maz. Her bi­re­yin bir iha­ne­ti var­dır.

An­ka­ra­lı­la­ra kır­gı­nım  bu şeh­ri terk ede­ce­ğim

  Pe­ki bu yıl çok tar­tış­tı­ğı­mız
Ak Sa­ray ne ola­cak?
Onun ora­da bir gün da­hi otur­ma­ma­sı la­zım. Bu mil­let, Ata­tür­k’­ün si­ze bı­rak­tı­ğı bir mi­ras, bir ema­net. Si­zin için dün­ya­nın en gü­zel re­ji­mi­ni ge­ti­rip koy­du. “Sen bu­nu hak et­tin ey mil­le­ti­m” de­di. Ben onun için özel­lik­le An­ka­ra­lı­la­ra çok kır­gı­nım. Ço­cuk­lar tep­ki gös­ter­me­ye kalk­tı. Gi­de gi­de 30 genç git­ti ora­ya. Oy­sa An­ka­ra­’da 5-6 mil­yon in­san var. Bu An­ka­ra­’da An­ka­ra­lı­lar var. Sey­men oy­nar­lar. Bir tek sey­men gel­me­di me­se­la. An­ka­ra­lı­lar Der­ne­ği var. Bir te­ki ge­lip de bu­ra­da ne ya­pı­yor­su­nuz de­me­di. Ben çok se­ver­dim An­ka­ra­’yı. Ama ar­tık ilk fır­sat­ta An­ka­ra­’dan gi­de­ce­ğim.
 Ne­re­ye?
Onu bil­mi­yo­rum. Çok da gi­de­cek bir ye­rim yok. Ur­fa­’dan An­ka­ra­’ya gel­dim. Şim­di An­ka­ra­’dan ne­re­ye gi­de­rim bil­mi­yo­rum. As­la sev­gim kal­ma­dı An­ka­ra­’ya.

YARIN:Ne­ca­ti Doğ­ru, Ah­met Da­vu­toğ­lu için ne de­di?

Kaynak Sözcü